Spor deyip de geçme... – Yunus Akgül – Fotomaç
HEPSİ
    23 Eylül 2017, Cumartesi

    Spor deyip de geçme...

    Zor günlerden geçiyoruz. Bütün dünya delirmiş... Medeniyet çağında insanlık işkenceler, soykırımlar, katliamlarla meşgul...
    Dünyanın bir tarafının mutluluğu için diğer tarafındakiler feda ediliyor.
    Utanma, arlanma rafa kalkmış...
    "Batı"nın mutluluğu için "doğu" çoktan feda edilmiş.
    Ülke olarak etrafımız yangın yeri...
    Bu ateşin içine bizi de çekebilmek için her gün ayrı bir entrika ile her gün ayrı bir oyunla ve her gün ayrı bir tehditle karşı karşıyayız.
    Müthiş bir bağımsızlık, ayakta kalma ve liderlik mücadelesi veriyoruz.
    "Ya ol, ya öl" yol ayrımındayız ve "ol"abilmenin kitabını yeniden yazıyoruz.
    Dünya mazlumlarının tek sesi, tek dayanağı, tek umudu olmuş Türkiye...
    Her kıtadan gelen yardım çığlıklarına hem devlet başkanlığı nezdinde, hem de halk olarak yetişmeye çalışıyoruz.
    Sinirlerimiz allak bullak...
    İnsan olarak, insanlık olarak dayanmak çok zor.
    Böyle dönemlerde, bu zamanlarda milli birliği, moral değerlerimizi yüksek tutamazsak dağılmamız, yok olmamız, etrafımızda döndürülen entrikalara, oyunlara gelmemiz kolaylaşacaktır.
    Bu dönemlerde milli ve manevi duygulara sımsıkı sarılmak, bu duygu ve düşünceleri en üst seviyede yaşamak her türlü moral bozukluğunun, her türlü olumsuzluğun tek ilacı olacaktır.

    Daha bilinçli olmalıyız
    Televizyonun düğmesine her dokunduğunda, gazeteyi her eline aldığında bir katliam haberi ile karşı karşıya olan, kardeşlerinin "medeni dünya" tarafından umarsızca yok edilişini seyreden, okuyan insanımızın ayakta kalabilmesi için ciddi moral değerlere ihtiyacı var.
    Bugün artık spora bu çerçeveden bakmamız gerekiyor. Türkiye için spor olayı Fenerbahçe-Galatasaray rekabetini çoktan gerilerde bırakmıştır.
    Spor bugünün dünyasında en büyük moral değerimiz olmuştur.
    Futbolda dünya kupası elemelerinde Hırvatistan galibiyeti, basketbolda Avrupa kupasında bir turluk sevinç onca gailenin arasında bizleri nerelere götürdü?
    Artık sporda, dostluk, kardeşlik, barış, centilmence mücadele, amatör ruh vs. gibi sloganların dönemi çoktan gerilerde kaldı. Spor günümüzde insanların moral motivasyonunu ayakta tutan en büyük değerlerden biri konumundadır. Spora ve sporcuya artık bu gözle bakmamız gerekiyor.
    Bütün bunları dikkate alarak bu uğurda daha fazla çalışmak ve daha bilinçli olmak durumundayız.
    Bir zamanlar Türkiye'de tesis yoktu. Tesis oldu. Antrenör yoktu antrenör oldu. Sporcu yoktu sporcu oldu. Bir iki spor dalı dışında adımız ismimiz okunmazdı şimdi olimpiyatlarda 15 ayrı branşta katılım başarısı gösterir olduk.
    Bu dönemde moral için bize kürsü lazım... Bunun için her şeyi yapmamız gerekiyor. Yani her şeyin hazır olduğu bir ortamda helvayı da pişirmemiz gerekiyor. Bu uğurda topyekun bir savaş gerekiyor. Özellikle dünyanın önem verdiği gözde sporlarda çok acil şampiyonlar çıkarmamız gerekiyor.

    Kuralına göre oynamalı
    Teniste, yüzmede, eskrimde, binicilikte, bisiklette, boksta, okçulukta, atıcılıkta bize yeni şampiyonlar lazım... Hem de çok acil. Şaka değil.
    Buralardan şampiyon çıkarmak artık bizim için zor da değil...
    Biraz gayret ve bilinçli yatırım yeterli...
    Teniste bir zamanlar 'Grand Slam' diye tabir edilen turnuvaları sadece uzaklardan seyrederken şimdilerde ana tabloya girip yarışacak sporcularımız var.
    Biz bu yeteneklerin elinden tutup imkanlarını biraz daha geliştirsek ve Amerika Açık'ta bir Türk sporcunun finalini bütün dünyaya seyrettirsek...
    Bir ülke için bundan daha büyük bir motivasyon olabilir mi? Bu anlattıklarımız asla uzak bir hayal değil...
    Bizde bu potansiyel var.
    Gelişen Türkiye'de bir sporcunun yetişmesi için her türlü imkan da var.
    Ama olmayan şey günümüz dünyasında sporun önemini gerektiği gibi kavrayamamış olmamız... Sporu hala boş zamanları değerlendirecek bir uğraş, sağlık için gerekli ya da sevgi, dostluk, barış sloganlarıyla yapılan bir eğlence olarak görmekten ileriye gidemiyoruz.
    Spor milyarlarca doların döndüğü dünyanın en büyük pazarlarından birisinin olması yanında devletlerin ve milletlerin en büyük moral kaynağıdır.
    Böyle bir ortamda sevgiden, dostluktan, barıştan bahsedilemez.
    İşi kuralına göre oynayıp milletimizin beklentisi olan başarıyı sağlamamız gerekiyor.
    Sporcuları, kulüpleri, federasyonları paraya boğup her şeyi kendi akışına bırakma dönemi sona ermedi mi? Artık bir hesap sorma ve hesap verme döneminin başlaması gerekmiyor mu?
    Bizim millet olarak yüksek morale ihtiyacımız var. Yani yeni şampiyonlara...



    YAZARLAR tümü
    Sitene Ekle