Köy takımı... – Olcay Çakır – Fotomaç
HEPSİ
    25 Eylül 2017, Pazartesi

    Köy takımı...

    Önce kaymakamlık turnuvalarında bozuldu Türk futbolunun öz evlat ruhu.
    Köy ve mahalle takımları katılımı ile oynanan kaymakamlık turnuvalarında o köyün çocuklarından oluştuğu herkesin malumu kadrolar birbirleriyle kıyasıya mücadeleye girerdi.
    Herkes, herkesi tanırdı, o nedenle" kaçak oyuncu" kontrolü diye bir şey olmazdı.
    Yolgörenspor iyiydi.
    Buzluca efsane, Kalecik başka bir şeydi. Aho (Ayvadere) hep iddialıydı.
    Guguda çok sonradan geldi ama adından söz ettirdi.
    Diğer köyler öyle...
    Rekabet turnuva boyunca, muhabbeti yıl boyunca devam ediyordu...
    Trabzon'dan Trabzonspor'un simge isimleri gelip oyuncu izliyordu...
    Dedikodusu bile yetiyordu onların ilçeye gelecek olmasının...

    ***

    O zamanlarda da kavgalar oluyordu.
    Oluyordu ama köyün, köylerin akil büyüklerinin bir işareti ile saman alevi gibi sönüyordu en hararetlisi bile.
    Toplasan birkaç jandarma vardı kenarda onlarda sembolik, öylesine oradaydı...
    Sonra; bir süre sonra birer ikişer derken; köyler birbirini yenebilmek için, kaymakamlık kupasını alabilmek, müzesine (bir dükkanın rafı) götürebilmek için; kadrolarına ilçe dışından kaliteli transferler yapmaya başladılar.
    İyi ve kaliteli oyuncular izliyoruz diye mutluydu futbolseverler...
    Ama olmayan bir şeyler vardı ve artık daha fazla kavga daha fazla olay çıkmaya başlıyordu maçlarda.
    Köyün çocukları, mahallenin çocukları oynasın diye düzenlenen turnuvada, birbirini tanımayan, izleyenin "bu hangi köyden idi?" diye sorduğu topçular sahadaydı artık.
    Jandarma vardı o dönemler hatırladığım, polis daha sonra...
    Rekabet kızışmıştı kaymakamlık turnuvasında...
    Transferler tribünleri (zemin seviyesinde) coşturuyordu.
    Para konuşulmaya başlanmıştı artık...
    Daha sık...
    Kavgalar çıkıyor, köyler birbirine giriyor, köylerden otobüslerle kavgaya gelenler oluyordu.
    Spor kardeşlik, dostluk iken, yerinde yeller esen bir slogandı artık...
    Para ile oyuncu transferleri ile doku bozulmuştu, büyü çoktan kaybolmuştu.
    Köyün çocukları, delikanlıları (o dönemin detayı olan parasal konuları çok hatırlamıyorum ama) büyük ihtimalle "parayı onlar alıyor, onlar oynasın" bile demişlerdir o dönem, bilemiyorum.
    Büyüklerin kaymakamlık turnuvaları gibi, küçüklerin, alt yaşların turnuvalarında bile ilçe dışından gelenlerle kurulan kadrolarla kupa kaldırma yarışı öylece devam etti.
    Sonra o turnuvalar bitti...
    Kavgalar mı bitirdi yoksa para mı bilmiyorum.

    ***

    Şimdilerde kaymakamlık turnuvaları yapılıyor mu onu da bilmiyorum...
    Sorma gereği bile duymuyorum çünkü olmadığına adım gibi eminim...
    Elbette futbol artık başka bir boyutta...
    Başka bir endüstri...
    Bunu kabul etmemek mümkün değil...
    Ama sevgi tarafında büyük bir eksikliğimiz olduğu da aşikar...
    Sevgi tarafını da gelin köklerinde arayalım işin.
    Köyümüze geri dönelim...
    Not: Yazıyı köyle bitirirken Altınorduspor'un bağ, bahçesi geldi aklıma...
    Trabzonsporlular'ın büyük bir çoğunluğunun dalga geçtiği, Sadri Şener döneminde Hayrettin Hacısalihoğlu'na ait organik ürünler projesine ne kadar da benziyor değil mi?



    YAZARLAR tümü
    Sitene Ekle