Derhal istifa etmeli – Hıncal Uluç – Fotomaç ;
HEPSİ
    19 Ekim 2017, Perşembe

    Derhal istifa etmeli

    Galatasaray, Trabzonspor'a 3-0 yenildi. Prandelli'nin Wesley Sneijder'i yedek bırakması maçın önüne geçti. Böylesine kritik ve zorlu maçta böyle bir tercih nasıl açıklanabilir?
    İki komplo teorisi var. Birinci komple teorisi: Prandelli, 'dan bir an evvel kovulmak istiyor. Yüklü bir tazminat alacak, İtalya'ya dönecek, yeni bir iş bekleyecek.
    Çünkü Galatasaray'da geleceğinin olmadığını gördü. Ne kadar çabuk giderse o kadar iyi... Liglerin devre arasında Avrupa'da da hoca arayışı başlar. Hem oradan vakit kazanacak hem de tazminat alacak. Kovulmanı nasıl hızlandırırsın; işte böyle yaparak!.. İkinci komplo teorisi: Abdurrahim Albayrak'ın bir emriyle sene başında Prandelli tarafından, kadro dışı bırakılan Sabri kadroya alınmakla kalmadı, Prandelli ile antrenman yapmadan ilk 11'de sahaya çıktı ve o gün bugündür oynuyor. Yani, Prandelli, Abdurrahim Albayrak'ın emrinde!..
    Şimdi, Galatasaray Başkanı Duygun Yarsuvat ve Abdurrahim Albayrak'ın sözlerine bakalım. Yarsuvat, "Kadromuz kalabalık, maddi manevi yük oluyor. Bu kadroyu eksilteceğiz" diyor.

    SNEİJDER ŞOVU YAPIYOR
    Albayrak ne diyor: "Maddi durumumuz çok kötü... Gelire ihtiyacımız var."
    Galatasaray'ın bir yandan, futbolcuların yüksek maaşlarını ödeyemeyecek kadar maddi durumu kötü hatta Finansal Fair Play gereği, gelecek sene Avrupa kupalarına alınmama tehlikesi var; bir yandan da kadrosu kalabalık...
    Yani Galatasaray bir takım oyuncularını satmak zorunda... Satarken iki şeyi birden yapması lazım: Hem kadroyu düşürecek hem de gelir sağlayacak.
    Galatasaray'da satılması halinde gelir getirecek bir numaralı isim kim: Sneijder... Peki Sneijder, içeride-dışarıda mücadele ederken Sneijder'i satabilecek yürekte bir başkanı ya da yönetim kurulu çıkabilir mi; 'Biz, Sneijder'i satıyoruz' diyecek!
    Sneijder'den kurtulmanın yolu; kendisi 'Gidiyorum' diyecek. Sneijder, 'Gidiyorum' diyecek ki Duygun Yarsuvat ve Abdurrahim Albayrak paçayı kurtarsın.
    Sneijder'in 'Gidiyorum' demesi için ne lazım: İşte böyle muamele görmesi lazım. Şansal Büyüka, Maraton'da, "Letonya'yı 7-0 yenen Hollanda Milli Takımı'ndan bu hafta sonunda bir kişi yedek kaldı. O da Sneijder'di" dedi.
    Doğru...
    Galatasaray, Sneijder'e ya 'Sen kendi isteğinle git, seni satıp para kazanalım.
    Çünkü biz seni, kendi kendimize satamayız' demek istiyor ya da Prandelli, kendini bir an evvel kovdurmak için Sneijder şovu yapıyor!

    İki seçenekte de zarar gören taraf Galatasaray aslında... Sneijder oynamadı ve G.Saray, Trabzon'a 3-0 mağlup oldu. Bu taktikler ne kadar doğru?
    Kimin umurunda!..
    Duygun Yarsuvat kongreye girerken ne dedi: "Ben 8 ay için buradayım; emanetçiyim." "Ben emanetçiyim" diye gelen kişi, 8 ay sonra Galatasaray küme düşmüş, Galatasaray şampiyon olmuş ya da Galatasaray, Avrupa'da elenmiş ya da Galatasaray, UEFA Avrupa Ligi'ne bile kalamamış umurunda mı zannediyorsun!

    HAZIR LİSTE VERDİLER
    Ona oyu veren kongre düşünecekti bunu!.. Eğer, 'Galatasaray bu hallerdeyken, Galatasaray'ın bir emanetçiye değil, Galatasaray'ın sorunlarını ve çözümlerini bilen, deneyimli, deneyimini geçmişte kanıtlamış bir başkana ihtiyacı var' deselerdi Alp Yalman'ı seçerlerdi. Ama onlar, liseliler değil, liseciler için önemli olan bir tek şey var:
    Lise mezunu olmak. "Dazlak" dediğim adamlar, zamanında beni mahkemeye verdiler, beraat ettim. Galatasaray Kongre Üyesi'ydim o zamanlar... Cemiyette 168 tane imza topladılar. 168 tane imzalı dilekçeyle, kulüpten ihracım için Galatasaray Haysiyet Divanı'na verdiler. Haysiyet Divanı Başkanı rahmetli Ulvi Yenal'dı.
    Galatasaray Lisesi mezunudur üstelik...
    Haysiyet Divanı'nda, "Bu yazının altına ben de imzamı atıyorum. İtirazı olan var mı beyler!" dedi, o dilekçe de çöpe gitti.
    Şimdi o dazlaklar, başkanlığa aday olma süresinin dolmasına iki saat kala, Duygun Yarsuvat'ın eline hazır bir liste verdiler. İçinde 54 kişinin adı yazılı ve altında 110 üyenin imzası olan... Sadece Duygun Yarsuvat yazılacak yeri boş olan... 'Buraya kendi adını yaz, başkan adayı ol ve bunu, Divan Başkanı İrfan Aktar'a ver' dediler. Galatasaray Kongresi, böyle bir başkan adayını seçti.

    FUTBOLDAN ANLAMIYOR
    Takımın son iki İtalyan çalıştırıcısı; Mancini ve Prandelli arasında bir kıyaslama yapabilir misiniz?
    'de hâlâ birtakım arkadaşlarımız alınmasınlar ama aşağılık kompleksi içerisinde... 'Efendim ben Prandelli'nin futboldan anlamadığını iddia edemem ama...' Ne demek ama!
    Ederim!.. Prandelli futboldan anlamıyor. Prandelli'nin kişiliği yok. Futboldan anlayan adam, kişiliği olan adam Abdurrahim Albayrak'ın emri ile Sabri'yi kuyudan çıkarıp, ilk 11'e koyar mı? Futboldan anlayan adam 'Ben futbolu biliyorum' diyen adam, kendi sahanda oynadığın Trabzon maçında Yekta gibi bir sıfırı -sıfır olduğunu daha önceki maçlarda gördük- Sneijder'in yerine takıma koyar mı? Ben ne dedim: "İyi oyuncusu Yekta olan takım, küme düşmeye oynar." Tarif bu... Şampiyonlar Ligi'nde oynayan takımda Yekta yedek olamaz!
    Galatasaray'ı düşürdüğü duruma bakın.
    Yekta kümede kalmaya oynayan bir takım için tamam... Sen Yekta'yı kadroya alıyorsan 'Galatasaray'ı oralarda görüyorsun' demektir.

    İTALYA'YI REZİL ETTİ
    Şimdi kendini, Teknik Direktörü'nün yerine koy... Ersun Yanal falan olmaya da gerek yok. Bülent olarak...
    Sana dediler ki 'Ersun Yanal uçağı kaçırdı, maça yetişemedi. Gel şu takımın başında dur.' Sen de Trabzon'un başına geçtin. Karşında bir Galatasaray var; Yekta ile oynuyor. Bir Galatasaray var; Sneijder ile oynuyor. Senin, oyun düşüncen değişmez mi? Yekta'ya göre ya da Sneijder'in oynamasına göre...
    Sneijder'in oynaması şu demek; Sneijder'in ölüsü, Trabzon'un korner direğinin orada 90 dakika dursa Ersun Yanal onun önüne iki kişi koyar. İki kişi de orada durur. 'Sneijder bu yana gelir, sol taraftan içeri doğru kayar, Volkan'a attığı şut gibi, iki tane çakarsa' diye bir adam yanında, bir adam kademesinde durur. Büyük oyuncuların faydası budur.
    Rakip 18 yayının üzerinde Drogba'nın ölüsü dursa, iki stoper mecbur Drogba'yı beklemeye... 'Ben zaten galibim.
    Bu galibiyetin üzerine yatayım' deyip, Drogba'nın yerine Yekta'yı soktuğunda o iki stoper Galatasaray 18'inde kafa vurmaya gelir. Fark burada...
    Şimdi 'futboldan anlıyorum' diyen adam ve onun futboldan anlamadığını söyleyemeyen benim zavallı, aşağılık kompleksli arkadaşım bunu görmüyor mu? 'Galatasaray'ın oynadığı futbolu boşver.
    Sneijder'in ölüsü, Trabzon'a başka türlü top oynatır. Trabzon bu kadar elini kolunu sallayarak gelemez' diyemiyor. Mustafa (Denizli) hoca söyledi galiba... "Karşı tarafta olsa, 'Prandelli'nin gözü bozuk, karşı tarafı göremiyor' diyelim ama Bosingwa, Galatasaray kulübesi önünden elini kolunu sallaya sallaya iki dakikada bir geçiyor. Bunun önlemini alamadı. Kendi önünden geçiyor. Koridor olmuş orası ama göremedi" dedi.
    Şimdi o kanatta elleri cebinde Sneijder beklese, hatta hakem izin verse bir de bira şişesi koyup, bir de eline sigara alsa, Bosingwa böyle gidebilir mi? Bak 'Bir şey yaparken' demiyorum. Fark bu kadar ve sen tekrar söylüyorum; İstanbul'da oynuyorsun, kendi sahanda oynuyorsun ve kazanmak zorundasın.
    Sonra hâlâ benim meslektaşım, "Efendim, Prandelli tabii değerli bir antrenör..." diyor!
    Öyle tabela yazarı kafalar ki bunlar; 'İtalya Milli Takımı'na antrenör oldu' diye İtalya'yı nasıl rezil ettiği Brezilya'da meydandayken, oradan nasıl kovulduğu meydandayken, İtalya'nın dışında, Galatasaray'dan başka bir tek yerden teklif almamışken bu aşağılık kompleksleri yüzünden Prandelli'yi eleştiremiyorlar.
    Bir de tabii Fenerbahçelilikleri yüzünden...
    Galatasaray'da ne kadar kalırsa o kadar kârdır çünkü! Böyle bir adamı göklere çıkarıyorlar. Hayır! Ben, Prandelli'yi 'top' diye oynarım; Hıncal Uluç.
    Hiç de çekinmeden söylüyorum bunu...
    Prandelli futboldan anlamıyor, Prandelli'yi orada tutan herkesin, Duygun Yarsuvat dahil, Abdurrahim Albayrak dahil birtakım alt hesapları var. Prandelli'yi oraya getiren Ünal Aysal'ın birtakım hesaplarının olduğu gibi...

    MOURİNHO'YU ELEŞTİRİRİM
    Bu hesaplara Galatasaray alet oldu, kullanıldı ve şu hale geldi. Fenerli medya da kahkahalarla gülüyordur; 'Nasıl yutturduk Prandelli'yi onlara' diye!.. İki medyamız var; Cin gibi olanlar, Fenerliler; 'Aman kalsın' diye Prandelli'yi yüceltiyorlar. Öbürleri aşağılık kompleksleri içindeler, 'Vay efendim, İtalyan Milli Takımı'na hocalık yapmış bir adamı ben nasıl eleştiririm.' Mourinho'yu eleştiririm ben arkadaş!
    İşim bu benim... Mourinho kim?
    Ben gazeteciyim. Ertesi gün gazetede millet, Mourinho'yu değil, beni okuyacak.
    Beni okumak için para verip gazeteyi alıyor. Aşağılık kompleksi ile yazı yazılmaz. Gördüğünü yazacaksın.
    İnandığını yazacaksın. Türkiye Spor Yazarları Derneği'nin bir seminer düzenleyip, bütün bu yorumculara -derneğin üyesi olsun ya da olmasın- gazetecilik ve yorumculuk dersi vermesi lazım. Aşağılık kompleksi ile yorum yapılmaz. Kalem elindeyse ya da kamera karşısındaysan en büyük sensin arkadaş. 'Efendim, ben sizi anlatmaya çalışacağım elimden geldiği kadar... Gerçi o çok büyük, o çok muhteşem, o yok bilmem ne...' Böyle şey yok!..

    Dünyanın en kötü taraftarı G.Saray'da
    Öteki taraftan taraftardan büyük tepkiler var. Trabzon maçında Prandelli bir kez daha istifaya çağrıldı. Ayrıca Selçuk da yine tepkilerden nasibini alan isimdi.
    O taraftara ben bağırıyorum!
    O taraftar Türkiye'nin en kötü taraftarı... Dünya çapında... Bir araştırma yapılsa, 'Dünyanın en zararlı taraftarı kimdir' diye; 1- Türk Milli Takımı'nın taraftarı çıkar; 2- Galatasaray taraftarı çıkar.
    Milli takımın taraftarına, 'milli takım taraftarı' diyemiyorum zaten... Çünkü geçen hafta söyledik: "Çarşamba günü Fenerbahçe-Brezilya, Pazar günü Galatasaray-Kazakistan oynayacak" dedim; aynen de öyle olduğunu gördük.
    Galatasaray'ın 'ultrAslan' denen taraftarı, kendine taraftar...
    Maçlara kendi kendilerini tatmin etmeye gidiyor. Takımın ihtiyacı varken bunların bir kere takıma destek olduklarını görmedim. 5-0, 6-0 galipken takım zaten kendisi coşmuşken bunlar ayaktalar.
    Bin yıllık arabesk şarkılarla, Türkiye'nin her sahasında, her takımın söylediği şarkıyla.

    TATMİN OLUYORLAR
    Galatasaraylılar, 'Re re re ra ra ra Galatasaray Galatasaray Cimbombom' diye bağıran bir takımdı. Bu, bütün Türkiye'ye yayılan bir tezahürattı.
    Daha stada yaklaşırken orada oynayan takımın, Galatasaray olduğu anlaşılırdı. Benim çocukluğumdaki Galatasaray...
    Ben gazeteciliğe başladığım yıldaki Galatasaray...
    Galatasaray'ı bütün takımlardan ayıran o sloganı unuttular, her takımın kendisine uyguladığı acılı arabesk, gözyaşları içindeki şarkılara döndüler.
    Takımı coşturmak, marş temposunda, koşu temposunda tezahüratlarla olur. Yerlerde sürünme, arabesk şarkılarla takım coşmaz. Bunun bile farkında değiller. Ama onlar maça eğlenmeye gidiyorlar, takıma destek olmaya değil.
    Kendi kendilerini tatmine gidiyorlar, mastürbasyona gidiyorlar. Bunu kaç defa söyledim.
    Yine de söylüyorum. Bu mastürbasyonu yapmadıkları zaman da sahada kendilerine kurban arıyorlar.
    Kurban da genelde Galatasaray'ın en iyi oyuncuları, kaptanları oluyor! Arda'yı seçtiler, Arda kaçtı. Şimdi sıra Selçuk'ta!..

    MELO KAHRAMAN!
    Selçuk, Galatasaray'a geldiği zaman böyle mi oynuyordu?
    Selçuk, Galatasaray'a 100 geldi, bugün 30 oynuyor. Selçuk çapında bir adam 100'den 30'a düşmüş; 70 puan kaybetmişse bunun sorumlusu kim?
    Bu takımın hocası ne yapar?
    Bu takımın yöneticisi ne yapar? Gazetelerin manşetleri, birinci sayfaları, 'Bu takımda ruh kalmamış. Bu takımın ruhu bitmiş. Bu takımda takım ruhu kalmamış' diye yazıyor.
    Görmediniz mi maçta?
    Chedjou, Hakan'ı dövüyor, Melo, Olcan'ı... Her maç böyle...
    Takım içten bitmiş, içten çökmüş. O seyirci için, pitbull; Melo!.. Bölünmenin baş sorumlusu Melo kahraman, takımın kaptanı, öz ve öz bizim çocuğumuz Selçuk suçlu!.. Yok ya!.. Çünkü Melo, takımını satma pahasına gidip o seyirciye yalakalık yapıyor. Fark da bu...
    Galatasaray'ın bu hale düşmesinin birinci suçlusu kongre ise ikinci suçlusu o utrAslan'dır.
    Sen kendini Selçuk'un yerine koy! Yönetime güvenmiyorsun, antrenörüne güvenmiyorsun, seyircine güvenmiyorsun; nasıl oynayacak o zaman!.. Onun için Galatasaray'da kimsenin kimseye laf edecek hali yok. 'Tencere dibin kara seninki benden kara' durumu var Galatasaray'da...
    Galatasaray bitmiş, Galatasaray dağılmış. Duygun Yarsuvat'ta eğer Galatasaraylığın zerresi varsa 8 ayın sonunu beklemez. Madem emanetçi; emanetçi ile bu işlerin yürümeyeceği anlaşıldı. Derhal bırakır işi!..

    Aysal'dan hesap soramadılar
    Bütün bunlar dönüp dayanıp, en kritik zamanda kaçmayı tercih eden Ünal Aysal'a dayanıyor. Yapılan transferler, borçlanmalar bugüne gelinmesine yol açtı. Albayrak, Aysal döneminde 'Prandelli ve Sneijder'e büyük sözler verildiğini' de açıkladı.
    Aysal, Galatasaray'ın utancı... Onu zaten zamanında konuştuk. Aysal işi bıraktıktan, kongre kararı alınmasından itibaren Galatasaray'ın sorumluluğu, Galatasaray Kongresi'ne ve o kongrenin seçtiklerine geçti.
    Şimdi kimse Aysal'ın adını ağzına almasın. Aysal başkanken gıkları çıkmıyordu. Şimdi Aysal'a dönmesinler. Aysal 'Ben gidiyorum' dedi. Hesap bile sormadılar. Kongrede hesap bile sorulmadı Aysal'dan!..

    RÖPORTAJ: BÜLENT CAN

    • Hıncal Uluç Hıncal Uluç
      1. 25 Kasım 2014, Salı
      1. E-Posta: hincal.uluc@sabah.com.tr
      1. Gönder
        Yazdır
      2. A-
        A+