14 Eylül 2022 | Çarşamba

Yarım intihar!

Futbol her zaman bildiklerini söyler ama görmek istemeyenlere ne söyleseniz fayda etmez. O yüzden her futbol maçında birçok soru oluşur beyinlerde. Hangi yanlış pas hafızalarda kalıcı, hangi vuruş göz alıcı? Sahanın içindeki ölü noktaları görmeyen bir teknik adam "geri planda" neler görüyordur? Bozmak istemediği savunma "iskeletine" bakınca yiyeceği golü görüyor mudur mesela? Bazı yenilgiler özre müsait değilse, bazı futbolcuları müsait bir yerde indirmenin zamanı gelmemiş midir? Sorular cevap ararken, takıma enerji pompalayan forvet santralinde arıza da baş gösterirse, bir bakmışız Beşiktaş ilk yenilgisini almış, birileri de kendine geç kalmış! Bu "yarım intiharın" önünü kapatmak için teknik patronun gözünü açması gerekiyor.

***

Valerien İsmael'in Alanyaspor'la başlayan ve her maçta açığa vuran zaafları görmezden gelmesinin sebebidir Başakşehir yenilgisi. O yüzden hesabı ondan sorsunlar. Veghorst'un ilk kez bu kadar aciz kaldığı bir maçta Kartal'ın gagalarındaki pozisyon parçalarına gelince, onları da talihsizliğe yorsunlar. Kendi ayaklarına basan savunma oyuncularına sahip oldukları için "ne kadar şanslı" olduklarını yok sayıp!

***

Özellikle ilk yarıda Başakşehir'in pas trafiğine bakınca, Beşiktaş'ın orta alanındaki seyyahların bu yükün altından kalkamayacağı ortadaydı. Varsa yoksa N'Koudou. "Biz uzun toplar atalım sen koş! Biz seyredelim sen bir koşu dağları del de gel!" Eldeki en değerli futbolcuyu rakipten çok takım arkadaşları yoruyorsa, "yarım intiharın" kalan kısmı futbolculara aittir. Onlar da maçın sonunda kendilerine sorsun, "3 puanı niye kaybettik?" Cevabı ben vereyim; "sizde olanlar Başakşehir'de olmadığı için kaybettiniz ya da Başakşehir'de olanlar sizde olmadığı için." Not: Başakşehir'in de hakkını verelim, takımdaki pozitif enerjiyi ve mücadele gücünü her maçta arttıran Emre Belözoğlu'nun da.

***

Galatasaray'da iki farklı resim var. Birinci resimde özgüveni yüksek bir takım duruşu, ikinci resimde "yeni transferler takıma oturana kadar kazaya kurban gitmemem lazım" duruşu. İki resim yan yana geldiği zaman gerçek Galatasaray sahneye çıkacak. Kerem Aktürkoğlu'nun kaç zamandır yüzü durgun nehirdi ama Kasımpaşa maçında fırtına gibi bir delikanlı gördük. Attığı muhteşem golden sonra, "sana pozisyonlara surat asmak değil, topu doksana asmak yakışıyor" diye seslendim. Duymasa da olur okumasa da. Gomis'e de parantez açmalıyım. Gomis'in "sorumlu olduğu" özel dakikalarda sahneye çıkmak gibi bir özelliği var. Gol de bu adama yakışıyor golden sonraki sevinç de! Ama takım kazandıkça en çok Okan Buruk adına seviniyorum. Bulunduğu yeri sağlamlaştırdığı için.

***

Trabzonspor'da bir gariplik var. Geçen yıl bu zamanlar fırtına gibi esen takımın bu sezon kaybetme performansı yüksek. Geçen sezon saygı uyandıran takım şimdi kuşku uyandırıyorsa, bazı futbolcuları uyandırmanın zamanı gelmiş de geçiyor demektir.

***

Türkiye'de futbola anlama yüklemek için, futbol kültürünü zenginleştirmek gerek ama ucuz adamlar ucuz sahneleri seviyor. Futbolun damarlarını tıkayanlar da hakemlerle birlikte pozisyon harabelerindeki futbolcular. O futbolcuların en ufak bir darbede kendilerini yere atma sahnelerinden bir klip düzenlense, trend videolarda 1 numara olur. Ama ismin karşılığında "futbolcu" olarak yazılmak varken, bu kadar "komik" olmanın alemi yok. Çünkü yozlaşmış komiklik soytarılığa delil olur!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
Etiketler :

GÜNÜN DİĞER YAZARLARI

SON DAKİKA
Anasayfa Anasayfa Beşiktaş Beşiktaş Fenerbahçe Fenerbahçe Galatasaray Galatasaray Trabzonspor Trabzonspor