Masal ve gerçek – Fotomaç – 20 Kasım 2014 ;
HEPSİ
    18 Ekim 2017, Çarşamba

    Masal ve gerçek

    Masal ve gerçek

    Hep 'ver' demeye ama hiç vermemeye alışkın yöneticilerin gözlerinde yalnızca dolar ve Euro gözükmeye başladığı için bu duruma geldik. Ahlak, düzen, insanılk onlar için önemli değil

    Hiçbir şey tesadüfen olmaz, sebebi-sonucu vardır...Yaptığım işte katıyımdır... Eğer bir işe inandıysam, babamı tanımam...
    Sizi biraz geriye götüreceğim önce bugünlere nasıl geldik onu anlatıp sonunda da çareyi söyleyeceğim.
    Geldiğimiz bu iğrenç noktanın başlangıcı; Ocak 2010'dur... Digiturk, Türk Telekom ile birlikte ihaleye girmek için anlaşmışlardır. O zaman Başbakan olan Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Ulaştırma Bakanı'na ihaleyi sormuştur. Aldığı cevap; Digiturk ile Telekom'un anlaştığı şeklindedir.
    Erdoğan buna karşı gelir. "Bu bir rekabettir.
    Anlaşma olmadan ihaleye girilecek" der.
    Digiturk'te panik başlar.
    Bu paniğin ortasında Digiturk binasına , Ali Yıldırım ve şu anda Kulüpler Birliği Başkanı olan Göksel Gümüşdağ gelirler. Genel Müdür Ertan'ın yanına çıkarlar. Karşılıklı para ve adam kelleleri alma pazarlıkları yapılır. Bunu Gümüşdağ, Şansal Büyüka'ya anlatır. İhale yapılır...
    İhale Digiturk'te kalır. Aziz Yıldırım beyanat verir; "İhaleyi ben yaptırdım. Kulüplere bu parayı ben kazandırdım." (Aslında ihaleyi zamanın Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan yaptırmıştır).
    Sonrasında Digiturk, Yıldırım'ın emrine girmiştir.

    Ayı ile yatağa girersen...
    İhaleden iki gün sonra eşyalarımı toplamak için şirkete gittiğimde Genel Müdür Ertan'ın yanına gidip "Allahaısmarladık" demek istedim.
    Şansal'a "Sen de gel" dedim. "Ben çıkmayayım" dedi. O zaman Lig TV'de Kadir Kardaş vardı, taraftarı ve yanlısı. Şu anda ise 'nin genel sekreteri.
    Onunla birlikte Ertan'ın yanına gittim. Bir saatten çok bu konuda konuştuk, tartıştık. Kadir hiç bir konuda konuşmadı. Sonunda kalktım, Ertan'a şunları söyledim: "Bu senin seçimin mi?
    Yalnız Türkçe'de bir deyim vardır Ertan bey, ayı ile yatağa girdin, sonucuna katlanacaksın."
    Bir yıl sonra şike olayları patladı. Olaya şahit olan Kardaş'a, yani TFF Genel Sekreteri'ne telefon ettim. Lazlar hani sorarlar ya "Ne oldi" diye, "Ne oldi Kadir" dedim. Telefonun öbür ucunda yutkunup kaldı.

    Hangi kulüp daha çok üyeye sahip
    Hani diyor ya bazıları, "Bu ihale futbolda milattır."
    Çünkü hep 'ver' demeye ama hiç vermemeye alışkın yöneticilerin gözlerinde yalnızca dolar ve euro gözükmeye başladı.
    Ahlak, düzen, insanlık onlar için önemli değildi.
    Ve utanmadan sıkılmadan o ihalenin sonunda Türk futbolunun marka değerini yükselteceğiz diyen de genel müdürdü. İşte o marka değeri Ertan'a da Aziz'e de kapak oldu.
    Bir tehlike daha bizi bekliyor. Önümüzde TFF seçimleri var. Kimin başkan olacağı değil, Disiplin ve Tahkim Kurulu'nda, MHK'de kimin olacağı.
    Hangi kulübün daha çok üyeye sahip olacağı önemli. Eski hakemler tarafından yeni kurulacak MHK'nin çalışmaları başlamıştır bile.

    BUNDAN SONRA KAN AKAR
    Bu son milli maç olayında TFF çalışanları ve polis gece 03.00'ten ertesi gün akşam 20.00'ye kadar çalıştılar. Bütün detaylar, görüntüler en ince ayrıntısına kadar var. Hâlâ daha örnek alıp bu olayın kökünü kazıyamazsak bundan sonra daha büyük olayları beklemeliyiz. Artık bundan sonra statlarda kan dökülecektir ya da facia yaşanacaktır. Dortmund-G.Saray maçında meşale yakanlar, duvar ilanlarıyla adam öldürmeye teşebbüsten aranıyorlar. Onun için orası Almanya biz de 'yiz. Ne demişler, 'kıyakçılığın sonu ayakçılıktır.' Hakeme küfretmenin bile bir adabı vardır.
    Soyunma odasının kapısında bekleyip "Bizim penaltımızı vermedin" dediğinde "Ben gördüğümü çalıyorum" diyen FIFA hakemine "Senin o gördüğün gözün bebeğinin a.. k.." diye konuşan adam "Ben masumum" diyor. Yazdığım bu cümle benim değildir. Bu cümleyi kafamdan söylemiyorum raporda var. Gözlemcilerin, temsilcilerin raporlarında daha neler neler var.
    Saygıdeğer Türk savcıları şiddet kanununa göre hiç bir şikayet olmaksızın olaya el koyma hakkınız vardır. Tribünden Gökhan Gönül'e küfür edildiğinde şikayet beklemişsiniz. Şikayete gerek yok. Sen önce elindeki kanunu uygula, çünkü o kanunda birinin şikayetine gerek yok maddesi var.
    Sporda şiddet kanununu hemen çıkması lazım. Yukarıda söylediğim iki maddenin mutlaka yazılması lazım o kadar basit. Bakın şiddetin ne kadarını önlüyorsunuz.
    Size çözüm öneriyorum hikaye değil.

    Çuvaldız da kendimize!
    Bakınız sistemi kurarsınız, çizgileri belirlersiniz yani sınırları o zaman her şey rayına oturur. Yoksa bazıları aynen mart kedileri gibi hem işi hallederler hem de bağırırlar.
    Organize iş yapanlar ve bu işi iyi bilenler, organize bir şekilde hareket ediyorlar ve enteresandır karşı tarafları organize ile suçluyorlar hatta suçsuzları. Dayak olayının yaşandığı yerde 50-60 gazeteci var.
    Peki 2-3 arkadaşları dayak yerken diğerleri ne yapıyor? Eğer birlik olsaydınız o 5-6 kişi oraya geldiklerine pişman olurlardı.
    Ama Türkiye'de herkese müstehak. Çünkü yapanın yanına kâr kalıyor.

    Emre-Volkan-Melo bunlar musluk
    Şimdi gelelim Volkan olayına... Türk futbolunda gelen bakanları hep masal anlattılar. Arkadaşlar Kulüpler Birliği yasasını çıkartırsınız ve içine maddeleri koyarsınız. Çok basit, yeni yasaya "Bir senede 60 gün hak mahrumiyeti alan, 2 senede 100 gün hak mahrumiyeti alanların yöneticilikleri 3 yıl süreyle düşer" deyin bakalım. Veya "Hapis yatmış insanların yönetici olmaları yasaktır" ibaresini koyun. Bakalım, o zaman bunlar koridor basacaklar mı? Ya da adamlarını gönderip gazeteci dövdürtecekler mi?
    Hatırlayın bu şike süreci Giresun'da bir yöneticinin adam dövdürme olayı ile başlamıştır.
    Yani dereden başlayan bir olay nehire, oradan okyanuslara açılmıştır.
    Geçtiğimiz yıllarda benim de üyesi olduğum ve oy kullanma hakkı olduğum TFF genel kurulları çağrıları yapılmıştır.
    Adreslere mektup yazılmıştır. 3-4 kişinin mektubu hem de iki kez gönderilmesine rağmen şahıslara ulaşmamıştır. Sonunda o şahıslar nerde bulunmuşlardır biliyor musunuz? Hapishanede...

    Yakalanıp ifşa edilmeliler
    İşte Türk futbolunun geldiği durumun vanaları bunlardır. Yoksa Emre, Volkan, Melo olayı...
    Bunlar musluktur. Son milli maçtaki olayda küfreden seyircilerin şu ana kadar yakalanıp savcılığa gönderilmesi, sahayı terk eden Volkan için TFF'nin gerekli işlemi yapması gerekirdi. TFF'nin maçı oynattığı yer olan Arena'da yani TFF'nin evine, mutfağına, yatak odasına izinsiz girenlerin veya bunlara müsaade edenlerin yakalanıp ifşa edilmeleri gerekirdi.
    Gazetecilerin kafalarına tekme atanların (adam öldürmeye teşebbüsten) hapiste olması gerekirdi.

    Fatih hocam dost acı söyler
    Fatih Terim, Türkiye Futbol Direktörü... Fatih hocam! Korkunun ecele faydası yok... Fazla düşünce maslahat getirir. Ne deriz "Hakem gördüğünü cart diye çalacak. "Çalamazsan sana hakemlik vermezler. Ama sen düdüğü hâlâ üfleyemedin. Kaç gündür sesin çıkmıyor. Ben seni tanıyorum ama yoldaki adam ne diyor biliyor musun; "Fatih hoca aptal mı bu parayı bırakıp gerekli işlemleri yapsın. Bir daha nerede bulacak bu parayı." Ben sana söyleneni aktarıyorum. Dost acı söyler Fatih hocam! Maalesef eski cesaretin yok. Santim santim bugüne kadar yaptıklarından yersin.

    Prandelli'ye cevap
    Türkiye'de en iyi futbolu G.Saray oynamıyor...
    F.Bahçe'ye fazla penaltı verilmesi normal. Öküz altında buzağı aramasın.
    F.Bahçe G.Saray'a göre daha çok ceza alanına giriyor. Webo, Emenike ve Sow, Umut ve Burak'a göre daha tehlikeli oyuncular.
    Burak gibi bir maçta 6-7 kez ofsayt pozisyonuna girmiyorlar.
    1. 20 Kasım 2014, Perşembe
    2. Güncelleme: 09:52

    Masal ve gerçek haberine yapılan yorumlar ( yorum)

    ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan FOTOMAÇ veya fotomac.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.