28 Temmuz 2010, Çarşamba
Selçuk Yula

İyi başlasın, iyi bitsin

Kağıt üstünde favoriyiz ama Young Boys yabana atılacak bir takım değil. Bir aksilik olmazsa bu sene Avrupa'da F.Bahçe konuşulacak. Nasıl başlarsa öyle gider diyelim...

Selçuk Yula - 27.07.2010
SYU yaz boşluk bırak mesajını yaz 4122'ye gönder. (1,60TL)
MH:02165317373
Bu akşam Fenerbahçe'nin Avrupa macerası başlıyor.
Belki kağıt üstünde favoriyiz ama hep söylüyoruz; maç sahada kazanılır.
Young Boys asla yabana atılacak bir takım değil. Geçen seneyi başarılı kapattılar. Bu sene daha da güçlendikleri söyleniyor.
Gökhan Gönül, Lugano, Mehmet Topuz, Özer, Caner, Uğur Boral, Güiza İstanbul'da bırakılan futbolcular.
Dia ise İsviçre'ye geldi. Büyük ihtimalle bu akşam formayı giyerek ilk maçına çıkacak. Heee... 11'de mi çıkar ya da ne kadar süre oynar bilemem.
Ama Aykut Kocaman kendisinden bir şekilde faydalanacaktır.
Benim iddiam, hem kupayı hem ligi son dakikada kaybeden takımın kadrosunun iyi olduğudur.
Yukarıda yazdığım İstanbul'da kalan isimleri de ekleyip herkes kendi kafasına göre bir 11 yaparsa ne demek istediğim daha iyi anlaşılır.
Beşiktaş ve Galatasaray'a 10'ar puan fark atan kadro, yeni transferlerle daha güçlendirildi. Yani bu sene hem ligde hem de Avrupa'da çok iyi sonuçlar beklemek, tüm Fenerbahçelilerin hakkıdır.
İsviçre'de maça ilgi büyük. Gurbetçilerimiz kendilerine ayrılan yerlere sığmayacaklar. Rakip tribünlerden de bol miktarda bilet alındı.
Yani taraftar sıkıntımız olmayacak.
Bu sene Fenerbahçe için Avrupa önemli. Hedef tüm branşlarda kupaları toplamak...
Basketbol ve voleybolda (bayanerkek) final four hedeflendi.
Yüzme, boks, kürek, atletizm ve yelkende madalyalar, masa tenisinde de (bayan-erkek) final beklentisi var.
Bir aksilik yaşanmazsa bu sene Avrupa'da her yerde, her dalda Fenerbahçe konuşulacak. İşte bu yüzden futbol şubesinin de kulübün lokomotifi olarak onlara ayak uydurması gerekmektedir.
İlk iş olarak da Şampiyonlar Ligi'ne girme zorunluluğu vardır.
Bu açıdan baktığımızda Young Boys maçının önemi ortaya çıkar.
Akşam alınacak iyi bir sonuç başlangıcın da iyi olmasını sağlayacak.
Nasıl başlarsa öyle gider diyelim ve takımımıza yürekten başarılar dileyelim

* * *
EN GÜZEL STAT
Beşiktaş yöneticisi Erdoğan Toprak, "Başkaları gibi TOKİ'ye ihtiyacımız yok" diyerek Galatasaray'a bir taş attı. Yanıt da hemen geldi. Asıl konuşması gereken Fenerbahçe cephesi ise bu konuya hiç karışmadı. Tamamen kendi paralarıyla, iç bünyesindeki dinamikleri harekete geçirerek herkesin imreneceği bir stadı tek başına yaptı. Platini'nin bile hayran kaldığı bu statta, UEFA Kupası'nın en son finali oynatılarak tarihe geçildi. Lüksü bir kenara bırakın, dünyanın hiçbir stadında ulaşım bu kadar kolay değildir. Trene, metroya, denize, metrobüse 5 dakika uzaklıkta, otoban da hemen yanıbaşında olan kaç stat vardır? Final maçında Bremen ve Shakhtar'lı taraftarların daha doğrusu 55 bin kişinin stat ve çevresini boşaltması yarım saati bile bulmadı. Şu organizasyonları sadece yabancılar için değil kendimiz için de yapabilsek hiçbir sorun kalmayacak ya neyse.


KOMBİNE SATIŞI
Gazetelerde haber: "Yıldızlar kombineyi patlattı..." Beşiktaş kombine satışlarını patlatmış. 8 bin adet satılmış. 8 bininci taraftara hediyeler vermişler. Ve bundan övgüyle bahsediliyor. Yahu Fenerbahçe her sene 30 bin civarında kombine satıyor. "Büyüklük nerededir" diye sorarsanız "8 bin ile 30 bin arasında bir yerde" diye yanıt verirsek herhalde yanlış olmaz.

MARKUS MERK
Hakem Markus Merk, yeni sezon Lig TV ile anlaşma yapmış. İyi de yapmış. Artık her kafadan ses çıkmayacak. Bir tek otorite olacak. 8 ayrı kameradan, ağır ağır görüntüleri oynatarak yarımşar saat yorumlanıp, 8 ayrı karar veren eski hakemlerimiz inandırıcılıklarını kaybetmeye başlamışlardı. Kulüplere antipati ya da sempati duyanların, başkanlar ve yöneticileriyle kavgalı olanların yorumları da ne yazık ki tarafsız olmuyordu. Markus Merk buradaki takımları bilmez, yönetilcilerini tanımaz. O yüzden yapacağı yorumlarda da tam isabet sağlayacaktır.

KENDİNE YAZIK EDİYOR
Bu bir gerçek ki Galatasaraylı Arda kaptanlığı kaldıramıyor. Her olayda başrollerde... Geçen sene de böyleydi, ondan önceki sene de böyleydi. Üzülerek görüyoruz ki bu sene de değişen bir şey yok. Her taşın altından Sabri ile ikisi çıkıyor. Antipatik oldular. Arda'nın elinde bir Metin Oktay olma şansı vardı. O şansını kaybetti. Gençliğin verdiği saflıkla iyi futbolculuğunu birleştirdiğinde başlarda herkes tarafından sevilen bir isim olmuştu. Ama gelinen noktaya bakın... Şimdi sadece Galatasaraylılar tarafından seviliyor. Özellikle Fenerbahçeliler tarafından nefret ediliyor. Verdiği demeçler, yaptığı taşkınlıklar, kabadayılıklarıyla olacağı buydu. Yazık etti kendine.