14 Temmuz 2010, Çarşamba
Selçuk Yula

Yeniköy kasabı

Dünya şampiyonu olan takımın hocasına 'Yeniköy Kasabı', dünya üçüncüsü olan takımın çalıştırıcısına ise 'Acemi' lakaplarını takan bir ülkenin insanlarıyız biz...

Selçuk Yula - 13.07.2010
SYU yaz boşluk bırak mesajını yaz 4122'ye gönder. (1,60TL)
MH:02165317373
Aslında başlık her şeyi anlatıyor. Dünyada futbolu bizden daha iyi bilen (!) ve bizden daha iyi yorumlayan başka bir ülke yoktur. Bize başarının sadece şampiyona endeksli olduğu düşüncesi hakim oldukça daha o kadar çok yanılacağız ki. Aslında dünya şampiyonu olan takımın teknik adamını 'Yeniköy kasabı', dünya üçüncüsü olan takımın teknik adamına 'Acemi' lakaplarını takıp, arkalarına teneke bağlayarak kovan bir ülkenin insanlarıyız. Ne kadar övünsek azdır. Yazılar yazıyoruz, anlatmaya çalışıyoruz.
Bir takım hem kupada, hem ligde finaller oynayıp, şampiyonlukları son dakikada kaçırıyorsa başarısız addedilemez diyoruz, anında yanıt geliyor. "F.Bahçe için şampiyonluk dışında her sonuç başarısızlıktır"
Aslında popülüstlik yaparak herkes gibi bu cümlenin ardından gidip, 'bir helal olsun almak' var ama ne yazık ki karakterim düşündüklerimi söylemeyi emrediyor.

Zaten bu mantıkla gidecek olursak, koskoca asırlık F.Bahçe kulübü kazandığı 17 şampiyonluk dışındaki tüm senelerde başarısız olmuş demektir. Böyle bir fikri benim kabul etmem mümkün değildir.
Ama bu fikir kabul gördüğü içindir ki, teknik adamlar iki sene art arda görev yapamamışlar, istikrarsızlık diz boyu olmuş, elbette başarı da gelememiş.

Her şampiyonluk kaybedildiğinde çalıştırıcılar kapı önüne koyulmuş. Bakın, 2003'e kadar 30 yıl bir teknik adam iki sene art arda görev yapamamış. Daum'la (3), Zico'yla (2) sene çalışılmış, bu süre içinde 3 şampiyonluk, iki de ikincilik alınarak ülke futbolunun gündemine oturulmuş. Peki ondan önce ne olmuş derseniz? Bu tuhaf mantıkla giden F.Bahçe, koskoca 10 yılda (1990-2000) sadece 1, koskoca 20 yılda (1980-2000) sadece 4 şampiyonluk çıkarabilmiş.Tablo aslında net olarak ortada. Artık bazı şeyleri değiştirmek lazım.

Bu gerçekleri kulüp içinde cesurca dile getirmenin zamanı çoktan geldi ve geçiyor bile. Yapılmazsa yani eski tas eski hamam devam ederse ne olur? Hemen söyleyeyim. Eğer şampiyonluk son saniyede kaçırılacak olursa şu anda büyük destek verilen Aykut Kocaman ile yollar ayrılır. Bakın "İkincilik bizim için her zaman başarısızlıktır" diye başlayan mailimde bir okurum yazısının sonunda "Her türlü sonuçta Aykut Kocaman'ın arkasında durmalıyız" diyor. Eee biz yıllardır neyin mücadelesini veriyoruz ki...



FİNALDE YAŞANAN AYIP
Son Dünya Kupası herhalde uzun yıllar sonra hakemlerin akıl almaz kötü yönetimleriyle ve de penaltının futbol için ne kadar önemli bir değer olduğuyla hatırlanacaktır. Bir de finalde Hollanda'nın oynadığı anti futbolla. Hakem, hakem olsa daha 60. dakikada 8 kişi kalırlardı. Her pozisyonda rakibi tekme atarak durdurma taktiğini sahada uygulayan Hollandalı futbolculara, teknik adamlarına ve buna göz yuman İngiliz hakeme yazıklar olsun.

Milyonlarca insan televizyonlarınbaşında lanet okudu. Maçtan sonra 'Bizim oyun stilimiz bu değildi' diyen Hollandalı futbolculara özürleri için teşekkür mü edelim, yoksa bu işi bilerek yaptıkları için sitem mi edelim? Karar sizin.

İSPANYA ŞAMPİYON
Dünya Kupası başlamadan önce en ağır favorimin İspanya olduğu, onu da zorlayacağı takımın Brezilya olduğu tahmininde bulunmuştum. Bir aksilik olmazsa İspanya'nın ipi göğüslemesi gerikirdi, öyle de oldu. Elinde Xavi ve İniesta gibi oyuncuların varsa, onların yanına yerleştireceğin 9 vasat adamla bile her zaman zirveyi zorlarsın. Barcelona'da, Messi'yi Messi yapan bu ikilidir. Onlarsız Messi'nin ne yaptığını gördük.

Hak edenin kupayı alması bir futbol adamı olarak beni sevindirdi. Mağlubiyetle başlanan ilk maçtan sonra, İspanya'nın şampiyonluğuna bahis oynayan okurlarımdan sitem dolu mesajlar almıştım. Şimdi de tebrik mesajları yolluyorlar. Biz fikirlerimizi yazıyoruz. Değerlendirmek sizin elinizde.

AMATÖR BRANŞLAR
Her zaman F.Bahçe'nin amatör branşlardaki başarılarının sporumuza büyük başarılar sağladığını savunurum. Bu sene özellikle bayanların başarıları sayesinde voleybol ve basketbol sevgisi çok büyüdü. Dereağzı'ndaki okul kayıtlarındaki artış, gözle görülür şekilde tavana vuruyor. Eminim her yerde durum böyledir.

Antrenmanları seyrediyorum (kızım Nazlı'dan biliyorum) büyük keyif alıyorum. Bizler nasıl mahalle maçlarında Cemil, Metin, Sanlı isimlerini takıyorsak, şimdi de minik kızlarımız birbirine Eda, Gamova, Seda ve Çiğdem diye sesleniyorlar. Bu sporumuz için büyük gelişmedir. Koskoca F.Bahçe'yi hâlâ futbol kulübü olarak göstermelerinin, bu başarıları görmezden gelenlerin, önümüzdeki sene tüm Avrupa, F.Bahçe'yi konuşurken ne yapacaklarını merak ediyorum. Hedef tüm kulvarlarda final-four. Aksilik olmazsa da bu hedefe de ulaşılacaktır.


GÜİZA SORUN MU? (2)
Bu başlıkta ilk yazımı kaleme aldığımda Güiza ile yolların mutlaka ayrılacağını ve kampa götürülmeyeceğini dile getirmiştim. Bu bir kehanet değildi, yapılması gerekendi. Medya, camia ve taraftar üçgeninde yazılı olmayan ama olmazsa olmaz ilk şartı olan bu operasyonu yapmak, Aykut'un kafasının rahat olması yönünden elzemdi. Tamam bir şey demiyorum ama merak ettiğim bir konu var. İsmi ne olursa olsun, takıma gelen her forvetin arkasında yedek oturan Semih için "Bu takımın tek forveti odur" diye yazanların şimdi neden ısrarla forvet transferi istedikleridir. Alın size aradığınız bir fırsat. Kezman yok, Güiza yok. Desenize transfere de gerek yok. Yıllardır bizi kandırdınız mı yoksa, sürekli F.Bahçe'ye vurmak için Semih'i mi kullandınız. Bu soruma yanıt alabilirsem, çok sevineceğim.