Güiza sorun mu?
Ağzıyla kuş tutsa yaranamadı. Attığı kritik gollerden sonra bile ilginç eleştirilere maruz kaldı. Belki de "kadrolu günah keçisi"nin tek suçu yüksek maliyetiydi...
Selçuk Yula - 08.07.2010
SYU yaz boşluk bırak mesajını yaz 4122'ye gönder. (1,60TL)
MH:02165317373
Selçuk Yula - Diğer yazıları
tümü

Güiza F.Bahçe'de büyük sorun ve artık o da bununfarkında. Ne
huzuru kaldı, ne de geleceği için bir ışık. Hem önemli puanlar getiren goller attı hem de önemli puanlar kazandıracak goller kaçırdı. Aslında bunlar golcüler için
normal şeyler ve hoşgörüyle karşılanır. Ama
beklentiler büyük olunca eleştiriler de çoğalıyor.
Tuhaf yorumlar
Güiza bence çok büyük parayla gelmenin kurbanı oldu. Mesela
Beşiktaş'a,
G.Saray'a attığı gollerden sonra üzülenler, hatta "Tüh ya golü attı, yine oynayacak" gibi tuhaf yorumlar yapanlar bile oldu.
Aragones döneminde takım tel tel dökülürken, hedef tahtası seçildi.
A.Gücü'ne 2-2 iken son dakikada attığı gol, hemen arkasından
Trabzon'da 1-0'a getiren golle ilk devreyi kapattı. 2. devreye de 1-1 giden
Denizli maçında son 5 dakikada
Özer'e attırdığı ve kendi attığı golle skoru 3-1'e getirip, lige büyük bir moralle başlamasına rağmen yine yaranamadı. Medyaya tribünler ve
Daum da ayak uydurunca, D.Bakır ve Manisa maçlarında en formda olduğu dönemde formayı
Semih'e bıraktı. Beraberliğin zor kurtarıldığı her iki maç ta da kaleye doğru dürüst gidilememesine kimse ses çıkarmadı. Şampiyonluğun kaçmasını
Trabzon maçına bağlayanlar bu maçlarda eleştiriyi doğru yapabilselerdi çok şey değiştirdi ama yorumlar
objektif olarak yapılamadı. Çünkü, kendilerini tekzip edemediler. İspanya, Almanya, İngiltere ve İtalya Ligi
gol krallarını almaya çalışın bakalım ne isteyecekler? Yahu şu ülkede 3-4 gol atan
Sercan'a
15 milyon euro bedel biçiyorlar. Şu bir gerçek ki
Güiza artık Kocamın'ın
Demokles'in kılıcı gibi sallanmaktadır. Onu oynatması imkansızdır. Medya ve tribünlerin ilk şartı
Güiza'sız bir
F.Bahçe'dir. Geriye
Semih ve
Gökhan kalıyor. İkisini de beğeniyorum. Hoca olsam ikisini de ilk 11'de oynatırım. Zaten forvet arayışlarını anlamak çok zor.
Bu ne perhiz?..
Faturayı hep
Güiza'ya kesenlerden hep yazdıkları gibi "Tek forvet Semih'tir. Transfere gerek yoktur" diyecek bir babayiğidin çıkmasını bekliyorum. Nasıl olsa tek sorun
Güiza değil miydi? Eee o zaman "Bu ne
perhiz, bu ne
lahana turşusu" demeyelim mi arkadaşlar?
* * *
Alex gerçeği (2)
Geçen gün kaleme aldığım yazıda
küçük bir hata yapmışım. Sağolsun, yazılarımı takip eden sizler, attığınız maillerle beni uyardınız.
7 yılda 3 şampiyonluk gördü demiştim ama 6 yılda 2 şampiyonluk, 3 de ikincilik gördü. Bazen çok iyi bildiğimiz konularda da yanılabiliyoruz. O yüzden
uyarılarınız için teşekkür ederim ve özür dilerim. Aslında rakamlarla boğuşmayı sevmem. Zaten anlatmak istediğim,
Alex'in geldiği günden beri yaptığı katkıları dile getirmekti. Neyse sözü uzatmak yerine fikrimi tek cümleyle özetlemeye çalışayım. Eğer elinde
Alex varsa ilk önce sahaya onu çıkarırsın ve yanına da 10 kişi koyarsın. Eğer
Alex, Kadıköy'den
ayrılacak olursa daha havaalanına gitmeden yolu ya
Fulya'da ya da
Florya'da kesilir. Bu gerçeği hepimiz bildiğimize göre
Alex'e daha sıkı sarılmamız gerekmiyor mu?
* * *
Penaltı ciddi iş
Her Dünya Kupası'ndan sonra futbol adına önemli mesajlar alınır. Sistemler, kurallar değişir. Değişmese bile tartışmaya açılır. İşte akıl almaz hakem hatalarından sonra kameraya bakılsın, kaleye çip takılsın, altı hakem olsun gibi kuralların tartışılması gibi... Bu Dünya Kupası'nda da bence alınması gereken en önemli mesaj, hatta ders penaltının nasıl ciddi bir iş olduğudur. "Yahu hele bir kazanalım da nasıl olsa atarız" mantığı, futbolcular gibi hocaların da düştüğü büyük bir hatadır. Eski bir penaltıcı olarak tavsiyem; teknik adamların, futbolcuların, takımların, hatta ülkelerin kaderleriyle oynayan bu atışın son derece ciddiye alınması, bol tekrarla çalıştırılması, hatta ayrı bir antrenman tekniği olarak alınması gerektiği şeklindedir. Yok yapılmazsa işte Paraguay ve Gana takımlarında görüldüğü gibi daha çok kafalar taşlara vurulur.
* * *
Kutlamak gerek
Hiç gündemde yokken
Yıldırım Demirören, Aziz Yıldırım nedeniyle Kulüpler Birliği toplantısına katılmayacağını işaret etti. "
Aziz Yıldırım özür dilemeli" diyor. Doğru F.Bahçe'nin attığı her golden sonra "
Şaibe var" diyenler özür dilemeyecek, ama şampiyonu belirleyecek maça
13 eksikle giden takımdan, kendi kalesine giden futbolcudan, kalesini gereksiz boşaltıp golü yiyen kaleciden özür dilenecek öyle mi? Bence önce attıkları her gole bir şeyler yakıştıranlar,
F.Bahçeli futbolculardan sahadaki emeklerini yedikleri için özür dilemeli.
* * *
İlahi adalet
Maradona büyük bir futbolcuydu. Ama
iyi bir
sporcu değildi. Teknik adamlığında da fark yok. Haklı olarak hakeme
itiraz eden meslek taşlarıyla kavgaya tutuşan, lehine hatalarda
küstahça gülen bir
Maradona izledik...
Allah'ın sopası yok! Futbolcuyken dünya şampiyonluğunu '
Tanrı'nın eli' ile kazanmış, çeyrek finale de '
Tanrı'nın hakemleri' ile yükselmişti. Ama tarihi farkla memleketine döndü.
Henry de
İrlanda'yı eliyle yıkmıştı. Fransa rezil oldu. Demek ki
'İlahi adalet' diye bir şey varmış.