07 Temmuz 2010, Çarşamba
Selçuk Yula

Güiza sorun mu?

Ağzıyla kuş tutsa yaranamadı. Attığı kritik gollerden sonra bile ilginç eleştirilere maruz kaldı. Belki de "kadrolu günah keçisi"nin tek suçu yüksek maliyetiydi...

Selçuk Yula - 08.07.2010
SYU yaz boşluk bırak mesajını yaz 4122'ye gönder. (1,60TL)
MH:02165317373
Güiza F.Bahçe'de büyük sorun ve artık o da bununfarkında. Ne huzuru kaldı, ne de geleceği için bir ışık. Hem önemli puanlar getiren goller attı hem de önemli puanlar kazandıracak goller kaçırdı. Aslında bunlar golcüler için normal şeyler ve hoşgörüyle karşılanır. Ama beklentiler büyük olunca eleştiriler de çoğalıyor.

Tuhaf yorumlar
Güiza
bence çok büyük parayla gelmenin kurbanı oldu. Mesela Beşiktaş'a, G.Saray'a attığı gollerden sonra üzülenler, hatta "Tüh ya golü attı, yine oynayacak" gibi tuhaf yorumlar yapanlar bile oldu. Aragones döneminde takım tel tel dökülürken, hedef tahtası seçildi. A.Gücü'ne 2-2 iken son dakikada attığı gol, hemen arkasından Trabzon'da 1-0'a getiren golle ilk devreyi kapattı. 2. devreye de 1-1 giden Denizli maçında son 5 dakikada Özer'e attırdığı ve kendi attığı golle skoru 3-1'e getirip, lige büyük bir moralle başlamasına rağmen yine yaranamadı. Medyaya tribünler ve Daum da ayak uydurunca, D.Bakır ve Manisa maçlarında en formda olduğu dönemde formayı Semih'e bıraktı. Beraberliğin zor kurtarıldığı her iki maç ta da kaleye doğru dürüst gidilememesine kimse ses çıkarmadı. Şampiyonluğun kaçmasını Trabzon maçına bağlayanlar bu maçlarda eleştiriyi doğru yapabilselerdi çok şey değiştirdi ama yorumlar objektif olarak yapılamadı. Çünkü, kendilerini tekzip edemediler. İspanya, Almanya, İngiltere ve İtalya Ligi gol krallarını almaya çalışın bakalım ne isteyecekler? Yahu şu ülkede 3-4 gol atan Sercan'a 15 milyon euro bedel biçiyorlar. Şu bir gerçek ki Güiza artık Kocamın'ın Demokles'in kılıcı gibi sallanmaktadır. Onu oynatması imkansızdır. Medya ve tribünlerin ilk şartı Güiza'sız bir F.Bahçe'dir. Geriye Semih ve Gökhan kalıyor. İkisini de beğeniyorum. Hoca olsam ikisini de ilk 11'de oynatırım. Zaten forvet arayışlarını anlamak çok zor.

Bu ne perhiz?..
Faturayı hep Güiza'ya kesenlerden hep yazdıkları gibi "Tek forvet Semih'tir. Transfere gerek yoktur" diyecek bir babayiğidin çıkmasını bekliyorum. Nasıl olsa tek sorun Güiza değil miydi? Eee o zaman "Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu" demeyelim mi arkadaşlar?

* * *
Alex gerçeği (2)
Geçen gün kaleme aldığım yazıda küçük bir hata yapmışım. Sağolsun, yazılarımı takip eden sizler, attığınız maillerle beni uyardınız. 7 yılda 3 şampiyonluk gördü demiştim ama 6 yılda 2 şampiyonluk, 3 de ikincilik gördü. Bazen çok iyi bildiğimiz konularda da yanılabiliyoruz. O yüzden uyarılarınız için teşekkür ederim ve özür dilerim. Aslında rakamlarla boğuşmayı sevmem. Zaten anlatmak istediğim, Alex'in geldiği günden beri yaptığı katkıları dile getirmekti. Neyse sözü uzatmak yerine fikrimi tek cümleyle özetlemeye çalışayım. Eğer elinde Alex varsa ilk önce sahaya onu çıkarırsın ve yanına da 10 kişi koyarsın. Eğer Alex, Kadıköy'den ayrılacak olursa daha havaalanına gitmeden yolu ya Fulya'da ya da Florya'da kesilir. Bu gerçeği hepimiz bildiğimize göre Alex'e daha sıkı sarılmamız gerekmiyor mu?

* * *
Penaltı ciddi iş
Her Dünya Kupası'ndan sonra futbol adına önemli mesajlar alınır. Sistemler, kurallar değişir. Değişmese bile tartışmaya açılır. İşte akıl almaz hakem hatalarından sonra kameraya bakılsın, kaleye çip takılsın, altı hakem olsun gibi kuralların tartışılması gibi... Bu Dünya Kupası'nda da bence alınması gereken en önemli mesaj, hatta ders penaltının nasıl ciddi bir iş olduğudur. "Yahu hele bir kazanalım da nasıl olsa atarız" mantığı, futbolcular gibi hocaların da düştüğü büyük bir hatadır. Eski bir penaltıcı olarak tavsiyem; teknik adamların, futbolcuların, takımların, hatta ülkelerin kaderleriyle oynayan bu atışın son derece ciddiye alınması, bol tekrarla çalıştırılması, hatta ayrı bir antrenman tekniği olarak alınması gerektiği şeklindedir. Yok yapılmazsa işte Paraguay ve Gana takımlarında görüldüğü gibi daha çok kafalar taşlara vurulur.

* * *
Kutlamak gerek
Hiç gündemde yokken Yıldırım Demirören, Aziz Yıldırım nedeniyle Kulüpler Birliği toplantısına katılmayacağını işaret etti. "Aziz Yıldırım özür dilemeli" diyor. Doğru F.Bahçe'nin attığı her golden sonra "Şaibe var" diyenler özür dilemeyecek, ama şampiyonu belirleyecek maça 13 eksikle giden takımdan, kendi kalesine giden futbolcudan, kalesini gereksiz boşaltıp golü yiyen kaleciden özür dilenecek öyle mi? Bence önce attıkları her gole bir şeyler yakıştıranlar, F.Bahçeli futbolculardan sahadaki emeklerini yedikleri için özür dilemeli.

* * *
İlahi adalet
Maradona büyük bir futbolcuydu. Ama iyi bir sporcu değildi. Teknik adamlığında da fark yok. Haklı olarak hakeme itiraz eden meslek taşlarıyla kavgaya tutuşan, lehine hatalarda küstahça gülen bir Maradona izledik... Allah'ın sopası yok! Futbolcuyken dünya şampiyonluğunu 'Tanrı'nın eli' ile kazanmış, çeyrek finale de 'Tanrı'nın hakemleri' ile yükselmişti. Ama tarihi farkla memleketine döndü. Henry de İrlanda'yı eliyle yıkmıştı. Fransa rezil oldu. Demek ki 'İlahi adalet' diye bir şey varmış.