Fenerbahçe sevgisi
Ferhat-Şirin, Leyla-Mecnun, Kerem-Aslı aşkları masallarda kaldı. Artık üç dakika ahbaplıkla başlayıp 15 gün süren "Kaliteli ilişkiler!" gündemde. Bunlara karşılık değişmeyen sevgiler de var; vatan aşkı,...
Necati Bilgiç - 13.06.2010
Necati Bilgiç - Diğer yazıları
tümü
Ferhat-Şirin,
Leyla-Mecnun, Kerem-Aslı aşkları masallarda kaldı. Artık üç dakika
ahbaplıkla başlayıp 15 gün süren "Kaliteli ilişkiler!" gündemde. Bunlara karşılık değişmeyen sevgiler de var; vatan aşkı, bayrak aşkı ve tabii ki
Fenerbahçe aşkı.
Siz bakmayın taraflı şirketlerin yaptığı anketlere.
Türkiye'nin sporla gerçekten ilgilenen taraftarlarının en az yarısının gönlünde
Fenerbahçe vardır. Her futbolcu, Şükrü Saracoğlu Stadı'nda
sarı-lacivertli formayı giymek hayaliyle yaşar, her branşta zirveyi kovalayan takımların kazandıkları çok sayıda kupayla süslü
Fenerbahçe Müzesi'ni gezmeyi ibadet sayar.
Fenerium'lar Türkiye gibi yurt dışına da yayılarak
sarı-lacivertli ürünleri taraftarlara ulaştırmaya çalışır ve geliri neredeyse en yüksek giriş ücreti olan
55 bin kişilik stadın kazancıyla rekabet halindedir.
z
Göremeyenler var!
Hemen her branşta kupalar kazanılıyor (Bu yıl şu ana kadar 45 tane) '
şeref kürsülerin'i Fenerbahçeli futbolcular dolduruyor.
Böyle bir kulüp sevilmez mi? Taraftarı çığ gibi artmaz mı? En önemlisi
rakipleri tarafından kıskanılmaz mı?
Bazı akılsızlar bunu göremeyip "Türkiye'de herkes
Fenerbahçe ve
Aziz Yıldırım düşmanı" diye hezeyan içinde. Nerede maç yapsa en çok seyirci toplayan
sarı-lacivertli sporculardır. Bu nedenle rakipleri onlara karşı daha iyi
konsantre oluyor ve saldırıyorlar.
Buna da düşmanlık deniyor.
Aziz Yıldırım şimdiye kadar ki başkanların hepsinden çok
tesis yapmış ve bunları devreye sponsorları sokarak başarmıştır.
Bu nedenle de 12 yıldır rakipsiz başkanlık yapıyor.
Kulüpler Birliği'ndeki reisliği de ayrı bir başarı. Onun için çok kıskanılıyor ve herkes böyle bir başkana
sahip olmanın hayalini
kuruyor.