Hani düzelmişti! Fenerbahçe geçen sene kendisinden şampiyonluğu alıp, G.Saray'a ikram eden Denizli ile oynuyor, ortada 'maç' diye bir şey yok
Uykusuzluktan şikayet edenlere bu maçı tavsiye ederim. Koysunlar televizyona 5 dakika sonra uyumazlarsa para yok!
Türkiye'deki takımların en iyisi yüzde 20 futbol oynuyor. En kötüsü ise yüzde 15. Aradaki fark yüzde 5 olunca her türlü sonuç çıkabiliyor
***
Zirvedekiler geçen hafta Fenerbahçe'ye, bu hafta da Galatasaray'a çalıştı ve sarı-kırmızılı ekip yeniden potaya girdi. Nereye varacak bu işin sonu? Demek ki sıra Beşiktaş'ta. Yani Fenerbahçe'nin işi zor bu hafta.
_Bir hafta iyi oynayan takım, diğer hafta kötü oynayıp puan kaybedebiliyor. Bunun sebebi nedir? İyi oynayan yok. Övgüler boş. Skor yazarlarından oluşan Türkiye'de övgüler boş. Türkiye'de futbol falan oynanmıyor. Ligin en başından beri her hafta aynı şeyleri söylüyorum. Aslında futbolun yapılacak yorumu da kalmadı. O kadar kötü futbol oynanıyor ki ligin birincisiyle sonuncusu arasındaki maç dahil, her maçta her şey olabilir. O yüzden bir hafta kazanıyorlar, bir hafta kaybediyorlar. Bir hafta 4 atıp, bir hafta 4 yiyorlar. Ama tabelaya bakıp 'Fenerbahçe düzeldi; Galatasaray aslan, Beşiktaş toparlanıyor' yazıları yazmaya meraklı bir medyamız var. Gerçekleri analiz etmek, olup biteni doğru söylemek belki işlerine gelmiyor, belki boş veriyorlar. Kendi tuttukları takım hazır maç kazanmışken, 'biraz moral verelim' havasına giriyorlar. Bir nevi köşe amigoluğu yapıyorlar. Doğru dürüst okuduğumuz maç yazısı da çok azaldı. İyi yazanlar var, onları ayırt etmem lazım. Mesela bu hafta tesadüf Rıdvan Dilmen ve Mustafa Denizli'nin Denizli-Fenerbahçe maçıyla ilgili yazıları aynı cümle ile başlıyor. Telefonla arıyorlar ya spor servisinden 'maçı yazdırsın' diye; Mustafa Denizli kendisini arayan kişiye, "Ne maçı, maç mı var" diyor ve Rıdvan Dilmen de, "Maç falan yok. Ben ne yazdırayım!" yanıtını veriyor.
İYİ OYNAYAN YOK 90 dakika sonunda bir futbol maçı olmadığını, Türkiye'nin futboldan en iyi anlayan iki yorumcusu sözleşmiş gibi ifade ediyorlar; birbirlerinden çok uzakta maç seyrettikleri halde. Bu maçı oynayan takımlardan bir tanesi Fenerbahçe... "Harika oynuyor, toparlanıyor, aslan Fener" diye övülen, liderliğe yükselen Fenerbahçe; bir hafta evvel arabayla gol atan Fenerbahçe; geçen sene kendisine şampiyonluğu kaybettiren bir rakibe karşı hırslı, bilenmiş oynaması gerekirken ortada yok. 90 dakikalık maçta pozisyona benzeyen tek şey 85. dakikada Denizli'nin direkten dönen topu... Onun dışında yok bir şey! Hani Fenerbahçe düzelmişti? Israrla diyorum ki, düzelmenin yolu dış saha maçları...' Avrupa da maç kazandık mı, hayır. Türkiye'de maçlar kötü, takımların hepsi kötü... İşte göklere çıkarılan Vestel'i görüyorsunuz. Türkiye'de iyi futbol oynayan takım yok. İyi futbol oynayan takım olmadığı zaman sen arka arkaya 5-10 maç kazanabilirsin. Geçen hafta 3 büyüklerin maçında 16 tane gol vardı. Ne dedim ben: 16 tane golün, 12'sini kaleciler yedi. Bu goller atılmadı. Bu gollerin atılmadığını bu hafta gördük. O golleri atanlar nerede bu hafta? Çünkü bu hafta kaleciler, gelene geçene bu defa 'buyur' demediler. _Bu noktada Anadolu takımlarının performansını nasıl değerlendiriyorsunuz? Anadolu takımları da kötü. _Çok kötü durumdayken büyük takımlara karşı farklı oynayabiliyorlar. Hayır büyük takımlara karşı farklı oynamıyorlar. Büyük takımlar çok kötü oynadıkları için onlar iyi oynamış görünüyorlar. İşte Çaykur Rize... Geçen hafta Galatasaray'ı yendi önce Buca'ya, ardından da ligde Ankara'ya yenildi. Eskiden Anadolu'da güçlü takımlar vardı. Zorlu takımlar vardı. Şimdi böyle bir takım yok. Türkiye'de takımların en iyisi yüz üzerinden 20 futbol oynuyor. En kötüsü de yüz üzerinden 15. Aradaki fark da yüzde 5 olunca, her türlü sonuca açık oluyor maçlar...
BOŞ KAĞIT VERİRDİM Önceki sezonlarla karşılaştırdığınızda ne durumdayız? İyi kabul ettiğiniz sezon ile bu sezon arasında nasıl bir fark var? Galatasaray'ın Avrupa şampiyonu olduğu sezondan bu yana Türkiye'de iyi bir sezon yaşanmadı. Zaman zaman iyi futbol izledik, zaman zaman iyi takımlar izledik. Gerek İstanbul'da, gerek Anadolu'da. Şimdi öyle bir şey yok. Şu anlattığım koşullardaki Denizlispor- Fenerbahçe maçının 90 dakikasında yazacak anlatılacak bir şey yok. Yani televizyon çağından önce, Namık ağabeyler, Necmi ağabeyler zamanında maç yazıları vardı. Dakika dakika maç anlatılırdı... Adeta bir televizyoncu görevi yapardı o maçı yazanlar. Onu düşündüm Denizlispor-Fenerbahçe maçından sonra. Şimdi Namık ağabey şefim olsaydı; televizyonda yok, beni de dakika dakika yaz diye gönderseydi oraya... Ne yazardım ben! Boş bir kağıt verirdim herhalde; Namık ağabey de beni kovardı. Ama yok. Yazacak hiçbir şeyi olmayan, golü falan geçiyorum, pozisyonu da geçiyorum; bir adam güzel bir hareket yapar... Bir güzel adam eksiltip çalım atar, bir güzel topuk pası verir, ara pası verir. 3 tane tek toplu paslaşmayla hücuma çıkar. Böyle bir şey yok. Yani bütün gece uykusuzluktan şikayet edenlere, ben bu maçın kasetini tavsiye ederim. Koysunlar televizyona, 5 dakika sonra uyumazlarsa para yok. İlaç almaya falan da lüzum yok. Ve Fener, Denizli'yle oynuyor. Geçen sene şampiyonluğu kendisinden alıp, Galatasaray'a ikram eden Denizli'yle oynuyor. İnsanda biraz hırs olur ya!.. Yusuf'u çıkar o maçtan hakikaten maç yok. "Ben kendi başıma oynarım arkadaş" dedi bir şeyler yaptı o kadar...