Sabretmek de erdemdir Daum'un gittiğini ilk öğrendiğimde yazımın başlığı "Sıradaki kurban kim olacak" şeklindeydi. Daha beşinci haftadayız, Zico'nun kellesi istenmeye başlandı bile. Aslında sorun Zico değil. Daum da değildi. Elbette Lorant da, Oğuz da, Denizli de, Zeman da, Rıdvan da, Osieck de, Hiddink de ve onlarcasında da değil. Sorun, kafaların hâlâ kırk yıl öncesinde kalması. Daum'un iki sene üst üste şampiyonluğu bile o kafanın yapısını değiştiremedi. Bir teknik adamın ömrü bir yılı geçtiği zaman nedense kızamık çıkaranlar, hastalananlar var. Hepimiz bu işi yaptık, asıl olan güvenilip transfer edilen teknik kadro ve futbolcuları kaybetmek değil kazanmak için mücadele etmektir. Yönetimin yapacağı tek şey, Daum gibi Zico'ya da arka çıkmak. Bakın Demirören geldiğinden beri Beşiktaş neden başarısız? Çünkü bir teknik adamın ömrü altı ayı geçmiyor da ondan. Olay belli, istikrar düzeninden vazgeçmek intihar olur. Yapılan devrimi, karşı devrimcilere terk etmek, kulübü 20 yıl öncesine götürür. Takımın kadrosu gayet iyi. Çift santrforlu sisteme de herhalde kimse bir şey diyemez (Çünkü Daum böyle yapmadığı için perişan edilmişti). Hatalar da var yanlışlar da... Ufak tefek rötuşlar gerekir, onlar da zamanla olur. O yüzden sabır diyorum. Bakın Alex'e geldiğinde neler deniyordu. Şimdi herkes mecburen kabul etmek zorunda kaldı. (Ricardinho ile aynı kefeye koyanlar var ayıptır yahu). Parreira'nın korkaklığı olmasa Alex milli takımda oynar ve Brezilya kupayı kaldırırdı. Neyse, önemli olan nokta, ona ölümüne karşı olanlar bile doğruyu görmesi. Demek ki futbolda eğer inancı varsa, sabretmek de vardır. Zaten sabretmek de bir erdem değil midir?..