Denizlerin öfkesi Lig başladı. Hava acayip sıcaktı ama futbol parçalı bulutluydu. Fenerbahçe 6 golle, hakem sandalını batıran denizlerin öfkesindeydi. "Fenerbahçe'yi şampiyon yaptırmayacağız" diyenler ise kayıpların denizinde. Ligin henüz başı, kaybetmek de oyuna dahil. Ayrıca ilk haftanın prospektüsleri pek okunmuyor zaten. O yüzden doktorluk yapmanın alemi yok. Ama Fenerbahçe'ye karşı zengin arzuları tuzlamakla, yoksul futbol üretmek arasında sıkışanların kendi gerçeklerine dönüş yapması zorunludur. Çünkü sezon öncesi ilan edilen bu "yelken beraberlikler" sonraki haftalarda canını kurtaran kaptan gerçeğine dönüşecektir. Kimsenin kuşkusu olmasın.
***
Alex, seyir zevkinin kralıydı yine. Alkışla kapanan perdelerin sanatçısı olarak adını taçlandırdı. Farklı galibiyetle paslaşan Tümer'le birlikte, harika ikiliyi oluşturdu. Onlar durdukları yerde bile dörtnalaydılar... Galibiyet militanı Appiah, kendisindeki enerji fazlalığını rakiplere değil, kazanmak duygusuna yönelttiği zaman seyrine doyum olmuyor. Yoksa, horozluk yapan Appiah resmine, bizlerin duvarında yer yok. Fenerbahçe defansının buyurgan halini iyimser gözle, aşırı sıcak ve stres gerçeğiyle geçiştirelim ama... Ama Dinamo Kiev maçı öncesi S.O.S sinyali vermeyi de gazetecilik görevi sayalım. Her ne kadar, ilk haftanın prospektüsleri okunmaz olsa da...
***
Bülent Demirlek'in adaletli bir maç yönetmediğini gördüm. Appiah kadar Emre Toraman da kırmızı kartlıktı. Alex ve Lazarov'a yapılan hareketler kesinlikle penaltıydı, Mehmet Aurelio da oyundan atılmalıydı. Ve Erciyesli futbolculara gösterilen tolerans dikkat çekiciydi. Hakem adaletten araziydi zaten... Emre Toraman'ı üç sezon öncesi Beşiktaş-Sakaryaspor maçının "ucuz kahramanı" olarak hatırlıyoruz. Bu ülke küstahları çok sever. Böyle birine yakında milli takım forması giydirirlerse şaşırmayın. Alpay ve Bülent Korkmaz'ın eksikliğini gidermek adına...
***
Gençlerin dikkat çektiği bir hafta izledik. Vestel Manisa'dan Nizamettin... Ankaraspor'dan kaleci Hakan Arıkan... İstenirse ve namuslu gözlerle bakılırsa, ne gençler var aslında... Hakeme saldırı mevsimi de Sivas'ta çok erken açıldı. Bence bunlar iyi günler... Hâlâ hakem tercihi yapılan bir ülkede.
***
Adnan Polat'ın istemediği hakem Cüneyt Çakır, ilk maçında Galatasaray maçını yönetti, iki penaltı verdi. Adnan Polat, siyah beyaz filmlerden öğrendiği sızlanmayı, sarı kırmızı sözcüklerle süsledi ama bu kez takımına yüklendi. Çünkü hakeme diyecek tek sözü yoktu. Hakan Şükür'ün kaçırdığı penaltıya gelince... O penaltı, "acının ilk taksitidir!" Geçen yılki kol saatinin hünerli adamına, 14 Mayıs'taki gözü yaşlı Fenerbahçeli çocukların ilk tokadı. Yeryüzünde adalet olmasa da... Gökyüzünde var...