Tuzun koktuğu yer Birçok gazete bugünlerde şike, teşvik ve şaibeyi keşfetti. "Daha önceleri neredeydiniz?" diye sorarlar adama ama kızaracak yüz bulmak zor. Hani İtalya olmasa kimsenin aklına bile gelmeyecek. İşin komik tarafı da, bu işlerin dibine kadar batmış olanların, kirli pazarlıklara tanıklık ya da aracılık eden, hatta saltanatını bunlara borçlu olan bazı kalemlerin, sütun sütun verdikleri ahlak dersleri... Daha önce de benzer bir durum 'Temiz Eller' operasyonu sonrasında ortaya çıkmıştı ama değil aynısını gerçekleştirmek, kopya çekmeyi bile başaramadık. Şike soruşturmasının federasyona havale edilmesi konusunda yorum yapan Ayhan Bermek "ciğer kediye emanet" diyor. Bence biraz fazlaca nazik konuşuyor. Durum daha da vahim, daha da ötesi.Hakkında bir yığın soruşturma dosyası bulunan, uygulamaları her zaman tartışmalı olan, bu lige 'şaibe' kavramını hediye eden, özerkliği padişahlık gibi kullanan bir isim, herhalde bu soruşturmayı yürütemez. Olacak iş değil. Öyle göstermelik, alt komisyon, üst komisyon masalları ile havale geçirtmeyecek adam gibi bir soruşturma açılsın istiyor bütün taraftarlar. Son 20 yıl mercek altına yatırılsın. Kim hangi kümeye düşüyorsa düşsün ama ortalık arınsın.
Hiç umutlanmayın İSKİ sanığı Ergun Göknel'in mahkemedeki feryadını hatırlıyorum; "Temiz eller, temiz eller tamam ama, herkes de elini bende yıkamaya çalışmasın." Son 10 yılda olan bitenler, yenilir yutulur cinsten değil. Ancak bu ortamın mimarları ya demokrasi kahramanı, ya imparator ya da olağanüstü vatansever payesini çoktan aldı bile. Asıl acıtıcı olanı, kalemlerini onlara kiralamaya alışmış, her fırsatta onları yalayan, 'yancı' yazarların sayısı, ünü ve getirisi 'hancı'ları çoktan solladı. Tuz'un kokusu bile dayanılacak gibi değil. Hiç umutlanmayın, bu devran böyle sürer!