Türk filmi gibi Hasan Kabze'nin önceki hafta son saniyelerde Beşiktaş'a attığı "mucizevi gol", ligin görülmemiş bir sonla noktalanacağının sinyali gibiydi. Sanki yukarılardan birisi G.Saray'a, "Bekleyin, size bir armağanım daha var" diye bir mesaj göndermişti. Son yazılarımda bunu vurgulamış ve "G.Saray şampiyon olursa kimse şaşırmasın" demiştim. Futbol kamuoyu, bir hafta boyunca bir ayrıntının üzerinde durmadı. Favori F.Bahçe, derbilerde en çok puan toplayan takım olmasına rağmen 33 haftada şampiyonluğunu ilan edemedi. Böyle olunca 24 saat doldu, son hafta 25'inci saate döndü. 25'inci hafta her şey olabilirdi. Denizlispor'un "ölümden" kurtulması, bu son 90 dakika ile gerçekleşebilecekti.
İşte görüldü... Denizli, güçsüzün de söz hakkı olabileceğini kanıtladı. Disiplinli oyun stratejisi ile 5 gollü bir "kurtuluş savaşı" galibi de olabilirlerdi. G.Saray'ı, benzeri görülmemiş son şampiyonluğuna medyası ve taraftarı getirmedi. Çünkü onlar, hiç inanmadılar. Peki kimler getirdi? Kriz ortamına rağmen "dik duruşuyla" başkan Özhan Canaydın... Etrafına güven veren "usta yöneticiliği" ve "kıvrak zekası" ile Adnan Polat... Bir onur savaşı yapan G.Saray'ın kaptanları Hakan Şükür, Hasan Şaş, Ergün Penbe ve öteki tüm futbolcular... Lig, Türk filmi gibi bitti... Mahallenin güzel kızı, zengin çocuğu değil, fakir genci zercih etti. Demek ki "parasız saadet" olabiliyormuş!