Hedef sapmasın Karanlık bir dönem tarihe gömülecek, F.Bahçe psikolojik bir eşiği atlayarak, kendi tarihini yeniden yazacaktı. Kimseyi suçlamak ya da kelle avcılığı yapmak niyetinde değilim. Bunun değerlendirilmesi zaten yapılacaktır. Ancak sahadaki futbolcuların mücadelesi, tribünlerin ve yönetimin verdiği mücadelenin çok ama çok gerisinde kaldı. Çok boyutlu 'Şer İttifakı'na, müthiş bir darbe indirilecekti. Haramilerin saltanatı yerle bir edilecekti. Herkes bunu bekliyordu. Dramatik ve travmatik bir şekilde göz göre göre avuçlardan kayıp giden bu fırsat, bir krize dönüşmemeli, hedeflerden asla saptırmamalı. 'Büyük Yürüyüş' aynı kararlılıkla devam etmeli. Çünkü kaybedilen şampiyonluk bu kulüpten fazla bir şey götürmez. Ama kazanılsaydı, çok şey kazandıracaktı. '100. Yıl' motivasyonu bu sıkıntının aşılabilmesi için önemli bir fırsat. F.Bahçe taraftarı 'acılı' olmak ile 'acıklı' olmak arasındaki farkı çok iyi bilir. Acıyı kabul etme, sindirme ve yaşama biçimi çok önemlidir. Son yıllarda sahte kahramanların cirit attığı, cellatların alkışlandığı bir iklimde yaşıyoruz. Cinayetleri herkes gördü, failleri herkes tanıyor.
Görev yine taraftarın Burada en büyük görev, yine cefakar taraftarlara düşüyor. Onlar sevmekten hiç yorulmadılar. Asla "eyvah yine mi biz?" demediler. Yakuttan sürahide gözyaşları ile büyüttükleri begonyaları yağmalamaya niyetlenenlere, yine en güzel yanıtı onlar verecektir. Çünkü olan bitenleri görüyor, biliyorlar. Rövanşı da kesinlikle vermeyecekler. Tıpkı Erciyes maçında ortaya koydukları örneği olmayan tablo gibi, eskisinden daha fazla direnecekler. Umudun bayraktarları, başlarını öne eğmeden, acılarını hiç unutmayıp unutturmayacaklar, tabii faillerin eşkalini de! İstanbul beklesin!