Kendimiz ettik Kendi memleketini ihbar etmek için elinde hiçbir belge olmadan komplo teorileri yayan bir medyaya ben dünya üzerinde rastlamadım... Bir maç öncesi milli takım sorumlularının toplantı yapmasından doğal ne olabilir! Ama bunu "Kurtlar Vadisi’nin konsey heyetine benzetmek gazeteciliğe sığar mı?... Madem bu kadar rahat yazılıp söyleniyor, ben de ‘Bu 3 büyük gazetenin spor müdürünün bu haberi yazmak için büyük para aldığını’ söylesem doğru olur mu!
FIFA'nın, Türkiye'ye kestiği tarafsız sahada 6 maç seyircisiz oynama cezasını ağır bulanlar kadar, normal karşılayanlar da var. Siz verilen cezayı nasıl değerlendiriyorsunuz? Türk spor medyasına bakarsak hafif. Türkiye'nin 6 maç ceza alması değil, FIFA'dan ihraç edilmesi gerekiyor. Kendi memleketini ihbar etmek için böylesine elinde belge olmadan, komplo teorilerine yayın yapan bir medyaya ben dünya üzerinde rastlamadım. Büyük gazeteler hepsi birden, hem de spor müdürlerinin imzasıyla bir Conrad Oteli toplantısı yayınladılar. Sanki oraya dinleme cihazı koymuşlar, dinlemişler ve yazmışlar gibi. O toplantıya girenler belli.
Bana bu haberin kaynağını açıklayabilir mi o altında imzası olan müdürler? Gazetelerinde yazmalarına gerek yok. Bana "Hıncal ağabey biz haberi şundan aldık" desinler bakayım. Bir ağızdan, kulaklara fısıldanmışçasına aynı yazılmış! Yani yazdırılmış. Bu kadar acıklı ve ayıp.
DUYUMLA İŞ OLMAZ Türkiye'nin tatsız bir takım olaylar yarattığı gerçek. Bunu gereken sorumluluk duyguları içinde hepimiz yazdık. Ama görülenlerin, bilinenlerin dışında komplo teorileri üretmek, gizli toplantı efsaneleri yaymak çok ayıp. Yani bir milli maç öncesi o milli takımın kaderini taşıyan sorumluların toplantı yapmalarından daha doğal bir şey olabilir mi? Bu toplantıyı 'Kurtlar Vadisi'nin konsey toplantısı' diye sunmak gazeteciliğe sığar mı? Elinde hiçbir belge yokken, sadece duyumlara dayandırarak. Ben de 3 büyük gazetenin spor müdürünün, bu haberi yazmak için büyük paralar aldıklarını duydum! Hadi bakalım. Bu kadar rahat yazılıp, söyleniyorsa; ben de bunu duydum. Çok büyük paralar almışlar ki, birilerinin dikte ettirdiklerini kaleme almışlar! Böyle gazetecilik var mı! Bu kadar sorumsuz gazetecilik var mı! Normal koşullarda bizim cezamız indirilirdi. Çünkü iki tane çok sağlam tutanağımız vardı:
ZARARLI ÇIKABİLİRİZ 1-Maçın ertesi günü, daha ortada hiçbir şey yokken, soruşturma dahi başlamamışken Blatter'in bütün soruşturma ve yargı sürecini etkileyecek çok sert açıklamaları. Dünyanın bütün hukukunda bu geçerlidir. FIFA'nın başkanı yargısız infaz yaptığı zaman; bu FIFA'ya bağlı yargı kurumlarını etkiler. 2- Bütün bu kararları alan toplantılar İsviçre'de yapılıyor. Bütün bu kararları alan adamlar İsviçre'de yaşıyor. Karar günleri İsviçre basını tek taraflı, ırkçı bir yayın yapıyor. Bu yayınların da etkilememesi söz konusu değil. Anglosakson hukukunda jüriler vardır. Jüriye seçilenin toplumla ilişkisi kesilir 'etkilenmesin' diye. Gazete okuması yasaklanır, televizyon seyretmesi, radyo dinlemesi yasaklanır ve karar alınana kadar ailesiyle dahi görüşmezler. İsviçre de ise tam tersi bir durum var. Karar alacaklar, İsviçre medyası en ağır 'ceza verilsin' diye sürekli Türkiye'ye saldırıyor. Bunları kullanıp biz hem tahkimde, hem de CAS'ta bu cezaları büyük oranda indirme şansına sahiptik. Ama ne var ki Türk spor medyası, İsviçre medyasını geçti. Ben İsviçre'ye "Irkçı" diyordum, İsviçre medyası bizimkilerin yanında Türk milliyetçisi kaldı. Onun için şimdi fazla bir ümidim yok. Çünkü çekilen kurada grubun favorisi Türkiye'ydi. Türkiye'nin bu tür cezalarla silinmesi, Avrupa'nın başka takımlarına kapı açıyor. Böyle bir Avrupa ittifakı var karşımızda, Haçlı Seferi gibi şimdi. Bunlar tahkimin, CAS'ın önüne Türk medyasını koysalar yeter. Hatta tahkim kurulunun cezayı artırma olasılığı var. Biz daha da zararlı çıkabiliriz. _ Soruşturma süreci sırasında "Raporlar temiz. 2-3 maçtan fazla ceza gelmez" deniyor, seyircisiz ceza da beklenmiyordu. FIFA bizim yöneticileri mikandırdı, yoksa bir umut tacirliği mi söz konusu? Bunlar yargıyı etkileme taktikleri. Yani İsviçre tarafı 'Türkiye'ye çok ağır cezalar verileceğini' iddia ederek baskı yaparken, bizimkiler de 'Hayır böyle bir ceza verilmeyecek' diye karşı bir hava yaratmak istediler. Yani o laflar Türk medyasına karşı edilmiş sözler değil, FIFA Disiplin Kurulu'na edilmiş sözler.
_ İsviçre maçında fazla bir müdahalesi olmamasına karşın seyircinin cezalandırılmış olmasını nasıl karşılıyorsunuz? Seyircisiz oynama cezaları Türkiye'ye verilen cezada insaf ölçülerinin aştığının kanıtı. Seyircisiz oynama cezasını FIFA ve UEFA fiilen kaldırmıştı yürürlükten. "Futbol seyircili bir oyundur" düşüncesiyle seyircisiz oynama cezası yıllardır kullanılmıyordu. Ne zaman ki tribünde seyirciler, koro halinde ırkçı tezahüratlar yapmaya başlayınca, bunun önüne geçebilmek için futbolun idam cezasını yeniden hortlattılar. Başka bir benzeri olayda FIFA'nın seyircisiz oynama cezası yok. Türkiye'de seyirci cezalandırmayı gerektirecek hangi eylemi yaptı! Sahaya atılan pet şişeler, yanan meşaleler hangi maçta yok! Bunlar para cezasıyla bitiriliyor. Türkiye'deki seyirci eylemi saha kapama bile değil, sadece para cezası eylemidir. Küçük. Ama 6 maç seyircisiz oynama cezası verilmesi Türkiye'ye karşı ağır bir hareketin, insafsızlığın işaretidir. Seyircinin cezası tamamen kalkabilir de, eğer biz kendi kendimizi ihbar etmeseydik.
TERİM'İN SUÇU BÜYÜK! _ "Sorumlular açıklansa ceza yarı yarıya inerdi" şeklinde iddialar var. Böyle bir şey olabilir mi? Hukukta cezaların şahsiliği ilkesi vardır. Ortada bir cinayet var. Etrafta da 13 kişi var. Bu 13 kişiden hangisinin o adamı öldürdüğünü bilemezsen hiçbirini cezalandıramazsın. Ortada ölü olduğu halde o 13 kişi ellerini kollarını sallaya sallaya mahkemeden çıkar gider. Hukukta suçsuzu cezalandırmamak için suça göz yummak vardır. Çünkü esas olan suçsuzdur. Cezaların şahsiliği, hukukun temelidir. Başkasının işlediği suç yüzünden bir diğerine ceza veremezsin. Benim işlediğimi ispat etmen lazım. Onun için bu tür laflar palavra. _ Paralelinde olayları başlatan kişi olarak gösterilen Terim'in ceza almamış olması da eleştiriliyor. Nasıl ceza vereceksin? Hani kanıtlar nerede? Kimse suçsuzluğunu kanıtlamak durumunda değildir. Suçluluğu kanıtlanana kadar herkes suçsuzdur. Terim hakkında bir tane rapor yok, bir tane şikayet yok, bir tane iddia yok. Hiçbir kanıt yok. Niye ceza alsın ki? Milan'dan, Fiorentina'dan ayrıldığı zaman da kına yaktılar. Bayram yaptılar. Fatih Terim affedilmez bir suç işledi ittifak medyası için: Galatasaray'ı, Avrupa şampiyonu yaptı. Galatasaray'ın iskeletini oluşturduğu Türk Milli Takımı, Dünya 3.'sü oldu. Kutsal ittifak medyası bunu bir türlü affedemiyor, affedemediği için de her fırsatta saldırıyor. Fatih'e saldırmak için de memleketi ihbar ediyorlar.