Elma ve kurt Ninni söyler gibi de çıkılır maça, savaşır gibi de... Ama Fenerbahçe savaşmıyor. Rizespor gol atmasa, Fenerbahçe'nin gol ihtiyacını giderecek girişimi bile olmayacaktı. Fenerbahçe'yi mücadeleden ve futboldan soğutan adamın adıdır Daum! Ümit Özat'ı hiçbir mevki kabul etmiyor ama gençleri reddeden Daum, gerçekleri kabul etmiyor. Bir takım, üç yıldır bir sisteme kavuşamaz mı? Aziz Yıldırım, Daum'un üzerine titriyor ama Daum korkuya sadık, Fenerbahçe'ye değil. Fenerbahçe; parası bol ve pahalı bir takım olabilir ama yok yere 2 puan kaybedecek kadar zengin değil.
***
Bazen paniğe kapılmak iyidir, takım hakkında gerçek bilgiler verir insana. Ama suçluyu teşhis edebilmek mesele. Rizespor karşısındaki Fenerbahçe, bir maç kazaya kurban giden takım değil, geleceği olmayan bir takım görüntüsü verdi. Fenerbahçe'de yalnızlık yaşanıyor, takım ruhu izinde. Milyon dolarlık yıldızların donukluğu, tek kişilik miting olmasın sakın. Tribünler azalıyor, tribünler takımına güvenini yitirdiği içindir ki, mazeret kapılarını aralıyor. "Ulusoy istifa!" Bu slogan, takıma güvensizliğin yansımasıdır. Daum'a keyif veren gerçeklerle, Fenerbahçe taraftarına keyif vermeyen futbol arasındaki bağlantıyı kim çözecek? Daum'u sonuna kadar desteklemenin, acı bir sonu olmayacak mı sanıyorlar?
***
"Anelka'ya kimse laf edemez" diyen yiğit yöneticiliğin prim yaptığı bir ülkede yaşıyoruz. Yılda 3 milyon dolar ödenen Anelka'yla keşke "sadakat sözleşmesi" de yapılsaydı da, bizler de ruhsuzluğa dil uzatacak cürete sahip olmasaydık. Bulunmadığı yeri arzulamakla, arzulamadığı yerde bulunmak arasında sıkışan "soylu prens!", kendisindeki soğukluğun şiddetini her hafta biraz daha artırıyorsa, diyecek bir şeylerimiz olmasın mı? Yurtdışında gazetelere yaptığı açıklamaları, Türkiye'de yalanlayan samimiyetsiz birinin gerçek düşüncelerini, bu ülkeden ayrıldıktan sonra öğrenecekler. Gecikmiş mektuplar ihaneti saklar... Gecikmiş müdahaleler de...
***
Galatasaray'ın, ayakta kalmak içgüdüsüyle, Fenerbahçe'ye yetişmek çabası arasında, Malatya'da panik yaşadığını gördük. Bir gerçek var. Daum'da elmadaki kurdu görüyor herkes. Gerets'de kurttaki elmayı. Daum'un yaptığı hataları, bu hafta Gerets de yaptı. Şampiyonluğa oynamak, çaresizliğin ardına saklanmayı reddeder. Hakan Şükür gibi "ağır patronlarla", genç işçilerin uyumsuzluğundan çıkan sonuç, Galatasaray'ı Malatya'da iki puanlık ödülden mahrum etti. Gerets'in korkaklık sendromu, Daum'la atbaşıydı bu hafta.
***
Beşiktaş'a gelince... Beşiktaş, Gençlerbirliği önünde kazanmayı çok istedi ama futbolcuların yapamadığını hakem İsmet Arzuman yaptı. O penaltıyı veren hakemin düdüğü elinden alınmalı... Ama burası Türkiye! "Ben hiçbir hakemden kredi almadım" diyen büyük takım görmedim. Faul pozisyonlarında hakeme sövenlerin, böyle beleş penaltıya "İstemem" dediğini de duymadım. Onlar ligin önde gelenleri... Onlara o yüzden "Üç Büyükler" diyorlar. Sahipsizce mücadele eden Kayserispor da, Avrupa hayalleri kursun bakalım. Hakemlere gücü yeterse...