İhtilal zamanı Herkes 2008 Avrupa Şampiyonası kuralarından memnun. "Allah'ın lütfu" diyenler var! Takımına güvenen meseleyi talihe yormaz! Eğer güvenilecek takımınız varsa, talihe değil bileklerinize güvenirsiniz. Ama bizim gibi üçüncü dünya ülkesinde, üstelik de "politik biçimde yönetilen" bir milli takımınız varsa, böyle bir kurayı "Allah'ın lütfu" olarak nitelemek şaşırtıcı değildir.
***
Futbolu elinde tutanların adaletine güvenilmeyen bir ülkede, milli takımın bazı futbolculara ayrıcalıklı davrandığı ortada. Söyleyin bana Yıldıray Baştürk'ün milli takıma ne yararı oldu? Bedeniyle birlikte ruhunu formanın içine sokmayan birinden, ülkemize ne yarar geldi? Üstelik "aç ruhla" bekleyen futbolcularımız mevcutken... Ama Yıldıray'ı reddedecek yürekli adamı bulmak mesele. Alpay gibi bir futbol edepsizini, dağları taşları aşarak bulup getirenlerin ülkesinde.
***
Gelelim Nihat Kahveci'ye... Şükrü Saracoğlu'nda 3-0 yenildiğimiz Ukrayna maçını hatırlayınca, o maçın kaybedilme sebebinin Nihat Kahveci olduğunu anlarsınız! Maçın başında, kaleciyi geçip sol çaprazda boş kale önündeki arkadaşına pas vermeyip, bencilce topu kaleye vuran adamın, bir tane adam gibi oynadığı maç gösterin bana? Nihat'ın, milli forma altındaki komplekslerine reçete yazamayanlar, Nihat'ın yerine milli formanın içine girecek ruhlu bir beden bulmak zorundadır. O cesaret varsa eğer! Milli takım formasını küçümseyenleri büyütmek, bizlere yakışan bir tavır değildir.
***
Sadece İsviçre maçı bile, Emre Belözoğlu'nun, milli takımla ilişkisinin kesilmesi için yeterli bir sebeptir. Bu ülkede milli takımdan affını isteyecek mertliği gösteren tek adamdır Tugay Kerimoğlu... Keşke o yürek, bugün transfer ücreti artsın diye, milli takım formasının peşinde koşan yüzsüzlerde de olabilse... Keşke teknik adamlar, özel güçlerin uzantısına "baş üstüne" diyemeyecek kadar yürekli olabilse...
***
Fatih Terim, Galatasaray'a ikinci gelişinde, "minyatür bir ihtilal" yaptı... Arkasından konuşan bir kaptan ve bugünlerin temelini atan yanlışlar bıraktı. Fatih Terim, milli takıma ikinci gelişinde, inancı doğrultusunda değil, piyasa şartlarına uygun davrandığı için başarılı olamadı. Tarihin en utanç verici görüntüleri de caba. 2008'in bereketli kurasından sonra, Fatih Terim milli takımda "Revizyon zamanı" diyor. Hayır! İhtilal zamanı!
***
Kayserisporlu Gökhan, İstanbul takımlarında forma giyseydi, kaç kez milli olmuştu acaba? Sivaslı Hayrettin, Ümit Özat'ın yanında "pırlanta gibi" duruyor da, hangi adaletli seçim, ona hakkını verebildi? Hakan Şükür'ü kazanmak adına, hangi değerleri talan ettiğimizi kim hesaplayacak? Rüştü'yü kurtarmak adına, kaç kalecinin önü kesildi acaba? Bütün bunların bedelini ülke olarak ödedik de, kimler neler kazandı dersiniz?
***
Milli takım, fiyakalı makyaj odası değildir. Milli takım, uğruna teknik adam değiştirilen futbolcuların oyuncağı da değildir. Haluk Ulusoy, "Hatalarımdan ders aldım" diyorsa, kişilerin değil, toplumun takımını yaratmanın temelini atmak zorundadır. Gençlere değer veren, gençlerin temelini atan teknik adamlarımız hakkını bekliyor. 17 yaş grubunun harika adamı Abdullah Avcı mesela... Galatasaraylı gençlerin Suat Kaya'sı mesela...
***
Bazı futbolcuların arkasında duran güçler, ne adalet tanıyor, ne emek, ne ülke çıkarı... Çünkü bazı futbolcularda kostüm gibi duruyor milli forma... Bedenlerine bol geliyor!