Yürek vuruşu Dakikaları yağmalanmış bir maçın son saniyesinde gelen gol, sıradan bir gol değildir. Meleklerin gizli geçitleri vardır, o geçitlerde de "özel nöbetçiler" durur. Galatasaraylı Aydın gibi. Onlar, gençliğe verilen değerin ödülü olarak son saniyede ortaya çıkarlar. Kralların yapamadığını yaparlar, topu alışlarında, indirişlerinde başkalık vardır. Bir maçın sonucunu belirlerken, yeni bir başlangıcın kapısını açarlar. Ayak vuruşu değildir o, "yürek vuruşudur." O yüzden hiçbir şey sebepsiz değildir. Galatasaray'ın Konya'da kazanması gibi.
***
Bir yanda, çaresizliğe en namuslu direnişi gösteren ve çıtı bile çıkmayan Gerets... Öte yanda özel uçakla futbolcu getirtebilen ve hala "Transfer isterim" şımarıklığına soyunan Daum! Ölü top koleksiyoncusu Daum'un Gerets'ten utanması gerekmiyor mu? Appiah'ı uçakla getirmek değildir büyüklük. Büyüklük, Appiah olmadan da kazanabileceğini hissedebilmektir. Fenerbahçe'nin kazanırken, aslında Daum'a yenildiğini kimse görmüyor. Gençlerbirliği maçından sonra Daum'un açıklamasına bakın. "Biri bana maçtan önce Gençler'e üç gol atacağımızı söylese, ona (deli misin?) derdim." Fenerbahçe'nin o berbat Milan karşısında neden un ufak olduğunu daha iyi anlıyorsunuzdur şimdi.
***
Şampiyonluk bazen hiçbir şeydir. Kaybetmek de bazen çok şeydir. Galatasaray, nasıl kazandıysa öyle kaybetti. Nasıl kaybettiyse öyle kazanıyor. Fidanlığı dolu çünkü... Her şeyi parayla halleden Fenerbahçe'de "Daum bizi uyuttu hikayeleri" bir dönem sonra kitap olacak. Geçmiş olacak. Daum, hayallerle üçüncü şampiyonluk arasında hamak kurmuş keyif çatıyor. Ne zaman ki, iyi futbol Fenerbahçe'nin başına taç olacak. O zaman Daum'a, futbolun gönlünde bir taht bulacağız. Hamak yerine...
***
Haftanın futbol takımı Kayserispor'du... Ne trilyonluk adamları var, ne medyatik orduları, ne taraf tutan televizyon yorumcuları. Bugün, Alex, Anelka ve Appiah'ı Kayserispor'a verin, ligin lideri kim olur? Ertuğrul Sağlam'ın yarattığı mucizeye ve oynattığı futbola bakınca, "Yılın teknik adamı" apoletini de yapıştırıyorum. Var mı itirazı olan?
***
Tribünlerdeki öfkelere takıldım. Haluk Ulusoy salgınına... Kayserispor yenik durumdayken Ulusoy'a yüklendi, galip duruma geçince kendi takımına döndü. Fenerbahçe taraftarı, faul pozisyonlarında Haluk Ulusoy'u istifaya davet etti. Nobre'nin faul yaparak attığı golde kendine döndü. Bu ülkenin kronik hastalığı, sövecek birilerini çok kolay bulması... Futbola politika bulaştı ve elmaya kurt girdi bir kere.
***
Beşiktaş'ta taraftarın adı isyan. Öfkeler sevgiyle değişti, ya da sevginin rengi değişti. Haftanın en güzel görüntüsü İnönü Stadı'ndaydı. "Affedersiniz" dedi, Erciyesli Cenk İşler. "Biraz centilmenlik getirdim, evde misiniz?" Cenk'ten görmeye alışık olmadığımız bir zarafeti kucakladık. Ama haftanın en anlamlı aydınlığı gençlerdi. Vestel Manisa'dan Arda, Beşiktaş'tan Mehmet Sedef, Rıza, Galatasaray'dan Aydın, Uğur ve Ferhat... Onlar futbolun bahar hali... Onlar karanlık bir ülkedeki güneş hali... O yüzden onları izlediğimiz zaman, insanın içi açılıyor. Rengi değişiyor ülkemizin. Kör ayazlarda bile...