Herkes hesabına Türk futbolunu kurtaracak adam belli: Şenes Erzik. Ama onu hiçbir kulübün andığı yok. Çünkü Erzik ile oturup pazarlık yapma şansları yok.
Kulüplerin 'Türk futbolu iyi yönetilsin' diye bir gayesi yok. Kendi hesapları var. Demek ki Ulusoy'dan beklentileri büyük.
Canaydın'ın verdiği sözleri unutmasıyla Aysal ile ortaklığı bitti. Şimdi Haznedaroğlu-Aysal birlikteliği gündemde
Siz 'Eşitsizlik yaratır', demiştiniz ancak Anayasa Mahkemesi, federasyon seçimlerinde aranan üniversite diploması şartını ortadan kaldırdı. Bu kararı bekliyor muydunuz? Türkiye'de hukuk nasıl işliyor, nasıl gelişiyor anlamakta güçlük çekiyorum. Bunun için Anayasa Mahkemesi'nin gerekçeli kararını merakla bekliyorum. Nasıl bir Anayasa'ya aykırılık varmış? Futbol Federasyonu Başkanı'nın üniversite mezunu olmasını istemek nasıl anayasaya aykırı çok merak ediyorum! Dünya üzerindeki her makamın bir tarifi vardır. O makamda yer alan kişilerle ilgili.
O zaman bütün bunları iptal etmek lazım! Herkes her şey olabilir! Niye milletvekilliği, devlet memurluğunun koşulları var? Niye doktor olmak için tıp fakültesini, avukat olmak için hukuk fakültesini bitirmek lazım. Ben hukuğu, hukuk fakültesini okumadan öğrenebilirim. Ağzım da laf yaptığı için 'benim' diyen kişiden çok daha iyi avukatlık da yapabilirim. Ama benim avukatlık hakkım yok. Kanun öyle. Onlara var ama federasyona gelince yok! Gerekçeli kararı merak ediyorum.
HER ŞEY BİTMEDİ Ulusoy'u iktidarın düşürdüğü söylenmişti. Aday olması halinde AKP'yerağmen seçilebilir mi? Bilemiyorum. Çünkü Anayasa Mahkemesi'nin kararıyla iş bitmiyor. Mehmet Ali Şahin'in masasında duran bir Ulusoy raporu var, felaket. Yani Haluk Ulusoy eninde sonunda hükümetle pazarlık yapmak, onlarla anlaşmak zorunda. Demoklesin kılıcı gibi kafasının üzerinde duruyor rapor. Mahkemeye gittiği zaman başı çok derde girebilir Haluk Ulusoy'un.
YÜZ BULAMAZLAR _Görev yaptığı dönemde birçok tartışmanın odağında yer alması, hakkındaki iddialara, raporlara rağmen Kulüpler Birliği, büyük bir ittifakla Ulusoy'u destekleme kararı aldı. Her şeye rağmen "Ulusoy"u istemelerinin sebebi ne? Kulüpler Birliği, kulüplerden oluşuyor. 'Türk futbolunun iyi yönetilmesi' diye bir gayeleri yok. Kendi hesapları var. Kendi hesaplarına göre adam arıyorlar. Demek ki ondan beklentileri gayet iyi. Türk futbolunu kurtaracak adam belli: Şenes Erzik. Bir kulübün bile Şenes Erzik'in adını andığı yok. Niye? Çünkü, Şenes Erzik ile herhangi bir kulüp oturup pazarlık yapamaz. Ondan herhangi bir beklenti içine giremez. _Tomas ve İliç, diğer futbolcuların aksine bir gün geç geldi ve Antalya kampına gecikmeli katıldı. 2 futbolcunun paralarını alamaması nedeniyle sergiledikleri tavrı nasıl değerlendiriyorsunuz? Profesyonelliğin bir gereği mi bu yaşananlar? Tomas ve İliç'e hiç kimsenin, diyeceği bir şey olamaz. Defalarca atlatılmışlar, defalarca söz verilmiş tutulmamış, verilen çekler karşılıksız çıkmış, bunlar hayatlarını futboldan kazanan insanlar, bu kararı almakta haklılar. İşin Galatasaray açısından talihsiz yanı aynı durumdaki diğer futbolcular Antalya'ya gittiler. Bu Galatasaray'da takım havası olmadığını gösteriyor. Tomas ve İliç takımdan kopuk hareket ettiler. Ya hep beraber Antalya'ya gidilirdi, ya da hiç gidilmezdi. Şimdi Antalya'daki adam "Ben zamanında geliyorum, çalışıyorum, bu beyler iki gün sonra geliyorlar" diye düşünebilir ve bu takımda nifak tohumlarının doğmasına yol açabilir. Bir bölünme var Galatasaray'da bu açık... _Canaydın'ın, 'futbolcuların paralarını ödemeyerek genel kurul üyelerine ders vermek istediği' yönünde iddialar var. Böyle bir şey söz konusu olabilir mi? Palavra. 5 kuruş paraları yok. Olsa hemen öderlerdi. Genel kurula ne ders verecek Canaydın? Genel kurul ona ders verdi! Canaydın'ın böyle bir şey yapacak hali yok. Canaydın'ın tam tersine bir an evvel para bulup, takımı arkasına alıp, hiç olmazsa o taraftan güç kazanması lazım.
SARIGÜL'E DÖNDÜ _Destek olunursa Semih Haznedaroğlu aday olabileceğini söyledi. Bir alternatif yaratabilir mi? Ünal Aysal ile Özhan Canaydın seçim öncesi bir anlaşma yapmışlardı. Özhan Canaydın kulüp başkanı olarak kalacaktı, şirket bir holding haline getirilecek ve onun başında da Ünal Aysal yer alacaktı. Canaydın, daha sonra Ünal Aysal'a verdiği bu sözleri unuttu ve bitti o hikaye. Şimdi bu projenin yeniden, Haznedaroğlu-Aysal olarak tekrar gündeme getirilmesi düşünülüyor. Ve bunun temasları yapılıyor. _Seyrantepe'yle ilgili olumlu gelişmeler olduğu belirtiliyor. Ancak camiada temkinli bir hava var. Projeden umut kesildi mi? Orası Şişli Belediyesi sınırları içerisinde olduğu için oradaki imar durumuyla ilgili son sözü onlar söyleyecek. Bu zaten bilinen bir şey. Zaten başlangıçtan beri Mustafa Sarıgül'ün projesiydi. Özhan Canaydın sahiplendi. Buna hukuk dilinde, 'aslına rüc-u etti' derler. Yani gerçeğe geri dönüldü. Ama henüz olumlu bir gelişme olduğunu söylemek çok zor.