Bilerek elendi Tromsö maçının 10. dakikasında Galatasaray'ın turu geçemeyeceği belliydi. Futbolcular hiçbir şekilde bu karşılaşmaya hazır değildi.. Gerets, maç sonrası "Hatalarımı kabul ederim" diyor. Neyi doğru yapmış onu merak ediyorum. Tromsö’nün hocası gibi çalıştı.... Galatasaray, elle gol atıp Konya’dan galibiyetle dönse Aziz Yıldırım Saracoğlu’nun damına çıkardı. Böyle bir rezalet olmuş Canaydın ortada yok
-Galatasaray zor olanı yaptı ve Tromsö'ye elendi. Sarı-kırmızılı ekipte eksik olan neydi? Son haftalarda Galatasaray'ın her maçından sonra "Çekirge bir kez daha sıçradı" diyorduk. Bu Galatasaray'ın Tromsö'yü çok zor geçeğini zaten söylüyorduk. Beklenen oldu aslında. 10. dakikasına geliniyordu maçın ve Galatasaray "Bu turu geçemez" dedim. Çünkü sadece futbol değil, psikolojik açıdan da Galatasaray'ın maça iyi hazırlanmadığı hissediliyordu. Futbolcular daha maçın başında büyük bir gerilim ve panik içindeydiler. Yani düşünüyorum o zaman iyi takımdı Neuchatel. Galatasaray'ı 3-0 orada yenip buraya geldiği zaman bütün camia 5-0'a kilitlenmişti.
Ve maçı İtalyanca anlatan İsviçre'li spiker Galatasaray'ın 3. golünden sonra şöyle dedi: "Shereton Oteli'nden stadyuma gelene kadar İstanbul halkı elleriyle 5 işareti yapıyordu ve galiba 5 olacak." Böyle bir kilitlenme vardı. Şimdi Tromsö maçına bakıyorum. Maç günü Gerets diyor ki, "3'ten 5'ten bahsedenler var yanılıyorlar. Bu çok zor bir maç olacak." Mustafa Denizli'nin ve Alp Yalman'ın camiayı nasıl 5'e inandırdıkları var Neuchatel'de. Bu tarafta da turu geçilmeyeceğine nasıl inanılmayışı var. Bu nasıl sahaya yansır? Norveç Ligi, Avrupa'nın en adı geçmeyen liglerinden birisi. Ve Tromsö de bu ligin küme düşme adaylarından bir tanesi. UEFA Kupaları'na bu sene 80 takım katılıyor ve bu 80 takımın resmi sıralamasında Tromsö 78'inci. Galatasaray da 9'uncu. Buna rağmen Galatasaray'ın teknik direktörü "Biz bu turu geçebiliriz" diyemediği gibi, diyenlere de kızıyor. Senin futbolcun da bunu görüyor ve hissediyor. Hoca inanmazsa futbolcu da inanmaz. Hocanın inanmadığı da başından beri belli. Adeta turu geçmek istemiyor hissi verdi bana. Sahanın kenarında sık sık Gerets'i gösteriyor televizyon. Hiç yok, ölü gibi. Eli cebinde, jest yok, mimik yok; Galatasaray'ın Pokerface Başkanı Özhan Canaydın'ın yüzü neyse Gerets'in yüzü de o.
ZAFER'İ ARENAYA ATTI Şöyle dedi bir Galatasaraylı arkadaşım: "Gerets turu geçmeyi istemiyor. Elindeki takımla haftada 2 maç yapamayacağını biliyor. Hem ligi, hem UEFA'yı götüremeyeceğini biliyor, Avrupa defterini kapattı ve içeride şampiyonluğa oynayacak." Gordon Milne'in 3 sene Beşiktaş'a yaptığı gibi. Olacak şey değil: Sen maçı kazanmak ve 2 gol atmak zorundasın ama Hakan Şükür'süz başlıyorsun. Hakan Şükür'ün takımın hücum gücüne nasıl etkili olduğunu bütün dünya biliyor. Ondan sonra da telaşa kapılıyorsun. Düşünebiliyor musunuz: En kritik dakikalarda Zafer'i sokuyor oyuna. Harcamak istercesine. Trabzon'a 4 gol atmışken, Zafer'i son dakikada oyuna alıyor. Kazanmak istiyorsan ikinci yarıya çıkarken Zafer'i sahaya sür: Hayır. Trabzon maçında son dakikada 'prim alsın' diye sokuyor, buna karşılık Tromsö maçında maçın bütün yükünü çoçuğun sırtına yüklüyor. Genç bir adamı öldürmek istersen ancak böyle yaparsın. Gencecik çocuğun zihni, o gerilimi taşıyabilir mi? Bütün bunlara baktığım zaman ben de düşünüyorum hakikaten istemedi mi? Çünkü bundan sonra grup maçları başlıyor ve 4 maçı oynamak zorunda. Acaba o 4 maçı oynarken, "Ben ligde geriye düşer miyim" düşüncesiyle hareket etmiş olabilir.
YÜZDE 90 GERETS SUÇLU -Alınan bu kötü sonuç kısa ve uzun vadede Galatasaray'a nasıl yansır? Büyük bir prestij kaybı. Galatasaray, Türkiye'nin tek marka takımı. "Galatasaray adını duyar duymaz 'evet' dedim. Çünkü Galatasaray bir markadır" diyen Gerets'in kendisi. Ve o markayı moral olarak, fizik olarak, taktik olarak hazırlamamış. "Tromsö'yü nasıl yenerim" diye hiç bakmamış. Birinci dakikadan doldur boşalt oynar mı Galatasaray, böyle bir futbol var mı? Her şeyiyle yanlıştı. "Ben hatalarımı kabul ederim" diyor Gerets. Tromsö maçında doğruları neymiş görmek istiyorum, onu bana anlatsın. Oynattığı futbol yanlış, sahaya çıkardığı takım yanlış, yaptığı değişiklikler külliyen yanlış. Tromsö Teknik Direktörü, bu kadar yararlı olmadı Galatasaray'ın elenmesine! Elenmenin yüzde 90 sorumlusu Gerets'tir. Futbolcuların payı yüzde 10'dur. Gerets hiç müdahale etmese Futbolcular kendi kendilerine sahaya çıksaydı çok daha iyi olurdu belkide. Gözlerime inanamadım.
-Yönetime sorumluluk paylaşımında yer vermediniz ama UEFA maçı sonrası yönetime büyük tepkiler vardı. Galatasaray da yönetim yok. Olmayan şeyi yorumlamanın anlamı yok. Trabzon maçına gelemiyor Galatasaray'ın başkanı. Protesto etmek için gelemediği söyleniyor. Ne protestosu korkudan gelemedi. Kendisine yapılacak tezahüratları bildiği için korkudan gelemedi. Fenerbahçe bir gün evvel ellen 3 puanı alırken sesini çıkaramadın. Gövde gösterisi yapacaksın. O stada geleceksin ve bas bas bağıracaksın. Aksi olsaydı Galatasaray, Konya'dan elle gol atıp 4-2 dönseydi Aziz Yıldırım, Fenerbahçe Stadı'nın damına çıkardı. Tüm televizyonları da etrafına toplayıp. Böyle bir rezalet olmuş Galatasaray Başkanı ortaya çıkamıyor. Fenerbahçe ile Galatasaray arasındaki en büyük fark başkan farkıdır. Bir yerde bütün medyaya, bütün hakemlere, federasyona hükmeden bir başkan var. Diğer tarafta kendi seyircisinden kaçan bir başkan. Onun için ben Galatasaray yönetimini konuşmaya, eleştirmeye gerek görmüyorum. Böyle bir şey yok. Kongreye kadar da bu iş böyle gidecek.