Tribünler ninni söylüyor "Bu federasyonu Aziz Yıldırım kurdu, onun için istediği gibi söver" diyorlar, nitekim aynen de öyle oluyor nönü'de dünyanın en kötü tezahüratı yapılırken, spiker onları göklere çıkarıyor. Bizde seyirci yalamak marifet!
Daum, Diyarbakır maçının ardından, "Federasyon 2 puanımızı çaldı" dedi. Galibiyetin taraftara endeksli olması doğru mu? Bir defa sadece Daum değil, bütün Fenerbahçe yönetimi saldırdı. Bu ağır saldırılar karşısında federasyon yönetimi ne yaptı? Hiç. Daum'un söyledikleri suç. Federasyonu puan hırsızlığıyla itham etmekten daha ağır bir suç ne olabilir? Ama Türkiye Futbol Federasyonu, Fenerbahçe'den gelen bütün hakaretlere 3 maymunu - görmem, duymam, konuşmam- oynuyor. "Bu federasyonu Aziz Yıldırım kurdu, onun için Aziz Yıldırım istediği gibi söver" diyorlar, aynen de öyle oluyor. Federasyonun gıkı çıkmıyor. Yarın öbür gün Anadolu kulübünün başkanı, federasyon hakkında bir takım laflar söylediğinde, onlar hakkında bir ceza-i işleme gireşemezsin. Fenerbahçe karşısında el pençe divan duracaksın, Fenerbahçe'nin ısıramadığın elini öpeceksin ondan sonra gücün Anadolu'ya geçecek. Böyle bir şey yok. Bu lafların hesabının sorulması lazım. Ama nerede o federasyon? Yani Ümit Özat çıkıyor, "Bizim sevdiğimiz saydığımız 3 hakem var" diyor, o hakemin 3'ü de Fener maçında görev alıyor. Böyle bir şey olabilir mi? Fenerbahçe, Türk spor teşkilatıyla alay ediyor. Daum'un taraftarla ilgili sözleri ise ucuz bir popülizm. Taraftar yağcılığı Türkiye'de bir numaralı geçer yol. Dün akşam Beşiktaş-Diyarbakır maçını izlerken Digitürk adına utandım. Beşiktaş taraftarı dünyanın en kötü, en anlamsız tezahüratını yapıyor, gürültü kirliliği yaratıyor. Beşiktaş'ın performansını düşüren bu monoton gürültü maçın başından sonuna kadar sürüyor. Futbolla alakaları yok. Cordoba bir kurtarış yapıyor alakaları yok. Bir pozisyon oluyor alakaları yok. Başından sonuna kadar gıy gıy gıy. Aynı bıktırıcı nakarat. Ninni niye uyutur çocuğu? Monoton bir melodidir, uyutur. Aynı şeyi tekrar eder, durursun. Beşiktaş tribünlerinin yaptığı da ninni söylemek. Aynı monotonlukta söylüyorlar ve de Digitürk'ün spikeri göklere çıkıyor. "İşte muhteşem seyirci" diye. "Bu nasıl seyirci, böyle tezahürat olmaz" diyeceği yerde methiyeler diziyor. Spiker kardeşlerim Avrupa'da, İngiltere'deki maçları izlemiyorlar mı? Neye göre, nasıl tezahürat yapıyorlar görmüyorlar mı? Maçın temposunu yükseltecek, indiricek, artıracak, parlak hareketler yapan adamı coşturacaksın. Hayır. Ninni söyleyen seyirciyi göklere çıkarıyor. Yöneticiler, spikerim, gazetecim, herkes bunu yapıyor. Seyirci de kendini bir şey zannediyor. Türkiye'deki seyirci kadar kötü bir seyirci yok. Bunlar takıma zararlı seyirci. Palavrayı bıraksınlar.