Korku ve cesaret Tüm elektriğini futbola boşaltan bir toplumun, ligin ilk haftasında futbol kalitesinden yana nasibini almadığını gördük. Bu durum, daha fazla elektrik yüklenmesi demektir ki, yabancılarla ayakta duran futbolumuzu, nelerin beklediğini şimdiden anons etmekle yükümlüyüm. Lig şampiyonu Fenerbahçe, bu yıl da "futbol dışı" bir örgütlenme içinde. Her yanıyla büyüyen bir kulübün, futbol olarak yerinde saymasındaki çelişkinin sebebi sadece ve sadece Daum'dur... Görünen o ki, Daum'un varlığı, Fenerbahçe'nin bu yılki büyük düşlerine asılmış bombasız pankarttır yine... Volkan'ın kaledeki ihtişamı, kulübedeki çaresizliğinden daha anlamlı bir duruşsa eğer, bir genci koca sezon çürümeye terk etmek kime hizmettir?
***
19 yaşındaki Olcan adlı harika genci Gençlerbirliği'ne karşı oynatamayan "korkak düşünceye" karşı, 18 yaşındaki Isaac'ı Fenerbahçe'ye karşı oynatan "cesur düşünce" arasında kaç milyon dolarlık bir gerçek saklıdır? Fenerbahçe ve Gençlerbirliği arasındaki güç dengesini de hesaba katarsak, kimdir usta olan, kimdir çırak? Milyonlarca dolarlık transferlerle ayakta durmanın futbol şeyhi Daum'la, genç futbolcularla lige başlayan Ziya Doğan arasındaki tek fark "yabancı pasaportsa", bu sezon da Avrupa düşleri Daum'a kurban olsun! Fenerbahçe'deki "azap üzümleri" yine erken olgunlaştı. Üstelik çekirdeksiz!
***
Beşiktaş, futbol olarak kötü başladığı bir ligde, otorite boşluğunun temsilcisiydi. Beşiktaş formasıyla ilk maçında sahadan atılan Ali Tandoğan, haftanın en çirkin temsilcisiydi. Daha maçın 14. dakikasında diline hakim olamayan bir adamın, ruhunda terbiye ve sportmenlik noksanlığı vardır. Böyle adamların itibar görmesi, Türkiye'nin hangi yola saptığının da belgesidir. Ali Tandoğan'ın cezası biter, tribünlerde alkış yağmuruna tutulur. Hatta küfürlü bir rozet bile takılır yakasına. Fenerbahçe kaptanı Ümit Özat'ın küfürlerine Fenerbahçe taraftarı ve yöneticiler tepki gösterebildi mi, Beşiktaş da aynı yola sapsın? Beşiktaş bu küfürbaz beyefendiye (!) 150 milyar ceza verecekmiş. Lütfen komik olmayın. Herkes size bakıyor!
***
Galatasaray, herkesin kendini haklı kılma savaşından yaralı çıktı. Konyaspor'u yendiğini bile fark edemedi belki. Galatasaray, kişisel cephelerden, tribün dalgalanmasına doğru yol alırken.. Yöneticiler bu dalgalanmadan payını almazken... Açılış maçında açılan pankartları "provokasyon" diye elinin tersiyle itenler, gerçeklerin sözcüsü olmayı reddederken... Ve "bütünlüğünü" her yıl biraz daha kaybeden Galatasaray yönetimi, taraftarını oyalamaktan sanık olmuşken... "Sıfır-er-aş negatif kan aranıyor!" Yoksa UEFA Şampiyonluğu'nun muhafızları, birbirini yiyerek, elde avuçta ne varsa, her şeyi tüketecekler.
***
Gelelim futbolun "şeytan bahçesine!" Televizyonlar bereketlendi. Paslı tenekeler altın değerinde. Merak ediyorum, dünyanın hangi çağdaş ülkesinde, bütün televizyon kanalları futbolu tartışır? Bu kadar çok bilenin olduğu bir ülkede, futbol neden "radyolu günler" kadar zarif ve adil değildir?