Yine ilk 5 hafta Kayseri'de maçtan sonra otele döndüm. Özet görüntüleri izlerken Ali Tandoğan beni dehşete düşürdü. Yakın çekimde ettiği küfürden sonra yardımcı hakeme öyle bir bakış tarzı vardı ki, inanamadım. Sanki düşman aşiretten birisine bakıyor. Mimiklerinden ve gözlerinden fışkıran kin ve nefret öylesine netti ki, sadece bu görüntü bile kırmızı kartlıktı. Bakın... Beşiktaş 5-6 haftayı en az kayıpla atlatırsa göreceksiniz "Taş" gibi bir takım olacak. Ali Tandoğan yüzünden kayıp daha ilk haftada başladı. Yine bu arkadaş sayesinde Beşiktaş'ın ne olduğunu, hangi mesajları vermeye çalıştığını anlayamadık. Çünkü oyun kurgusu, sayısal azlık nedeniyle tamamen değişti.
Örneğin Kürşat'ın ne o olduğunu kavramakta zorlandık. Belki 11 kişilik Beşiktaş'ta bambaşka bir Kürşat izleyeceğiz ama kırmızı kart faciasından sonra, o da ne oynadığını şaşırdı. İleri gitti, geç döndü. Abuk-sabuk vuruşlar yaptı. Kürşat böyleyse Beşiktaş'ta oynayamaz. Bir Pancu izledik, tam anlamıyla facia. Kafasına göre oynuyor. Daha doğrusu hiçbir şey oynamıyor. Kleberson geldiğine göre Pancu bu futbolla kaleye bile geçemez. Tayfur da beni şaşırttı. Tıpkı İbrahim Üzülmez gibi... Bir kanat oyuncusu 90 dakikada kale önüne 3-5 etkili top keser. İbrahim bildiğini bile unutmuş. Koray'ı bıraktığı yerden devam etmiş olarak buldum. Ancak bundan sonra Kleberson ile birlikte ön libero oynarsa bu kez savunma çok ciddi sorunlar yaşayabilir. Beşiktaş'ın her şeyi ilk 5 haftanın nasıl biteceğine bağlı. 5 haftada geçen sezonun benzeri yaşanırsa her şey biter. Kleberson ve Ailton'a rağmen... 5 hafta en az kayıpla biterse... Beşiktaş'ı kimse tutamaz.