Futbol eşittir terör Türkiye'de politik söylemlerin çekiciliği kalmadı. Sağsol kavgası biteli yıllar oldu. Dinci-laik çarpışması tutmadı. Sunni-Alevi gerginliğini körükleyenler, avuçlarını yaladı. Türk-Kürt ayrımcılığı da işte görüyorsunuz kök salmıyor.. Bunların hiç birinde bölücüler amaçlarına ulaşamadı ama Türkiye'de terörün bittiğini söyleyemeyiz. Gelinen nokta terör eşittir futbol noktasıdır.. Bu dehşet ortamına Türkiye'yi sanıldığı gibi medya değil; yöneticiler, cezayı adil dağıtamayan disiplin kurulları ve yanlış düdüklerle hakemler getirdi. Yangına adeta körükle giden bir hakem, 5 kırmızı kartla Beşiktaş'ı MHK ve federasyonla iki cephede savaşa soktu.
Aynı hakem, otoritelerin ortak yargısına göre 1 doğru, 17 yanlış kararla F.Bahçe ve Trabzon camialarını birbirine düşürdü. Canının yandığını hisseden 20 bin kişi sokaklara dökülüp isyan bayrağı açtı. Kapatılması gereken bir saha, para cezası ile hasıraltı edilince, F.Bahçeli taraftarlara taş yağmuru altında dehşet dakikaları yaşattı. Bir sayın başkanın; UEFA şampiyonluğunu, küçümser bir üslupla 'tesadüf' olarak nitelemesi, öbür başkanın camiasında herkesin kalbini kırdı. Olaylar futbolun dışına çıkıp basketbola ve salonlara yayıldı, potadaki hiç bir Beşiktaş-F.Bahçe maçı kavgasız bitmedi. Geçen hafta Akatlar'da şampiyonluk maçını izledim. Sadece 30-40 kişinin eline ne geçtiyse rakip bayanlara fırlatma eylemine bizzat tanık oldum. Binlerce Beşiktaşlı'nın birbirlerine bakıp "Bunlar nasıl Beşiktaşlı?" diye mırıldandıklarını duydum. Ve Arzu isimli büyük bir sporcunun mikrofonu eline alıp "Onlar bizim kardeşimizdir, onlar da emekleriyle buraya geldiler" diye başlayan fair-play ödüllük konuşmasını tüylerim diken diken olarak dinledim. Futbol eşittir terör ortamında dev maça 1 gün kaldı. Tanrı yarın gece analara, babalara sabır versin.